12 Mart 2011 Cumartesi

İnkılâp Tarihi Özeti

I. MEŞRUTİYET 23-ARALIK 1876

Meşrutiyet; Parlamentolu Krallık, Taçlı Parlamento da denir. Hükümdarın yanında bir meclis ve Anayasa vardır. Hükümdarın yetkileri kısılmıştır.

İlanı: 31-Ağustos 1876 tarihinde Osmanlı tahtına geçen II. Abdülhamid Yeni Osmanlılara (Jön Türkler ) verdiği sözü tutarak 23-Aralık 1876'da Meşrutiyeti ilan etti.

Böylece Türk tarihinde ilk defa millet temsilcilerinden oluşan Meclis-i Mebusan seçimleri yapıldı. Kanuni- Esasi kabul edildi. İlk defa halkın yönetime katıldığı anayasal düzene geçildi.

Sebebi: Genç Osmanlılara göre azınlıkların ayaklanmalarını önlemek için meşrutiyete geçilmesi gerekiyordu.

NOT: Meclis açma kapama yetkisi padişaha, yasama yetkisi Ayan Meclisi ile Mebusan Meclisine, Yürütme yetkisi Bakanlar Kurulu ’na aitti.

Ayan Meclisini padişah seçiyor. Seçim 4 yılda bir yapılıyor. Angarya kalkıyor. Mesken dokunulmazlığı ve kişi hürriyeti geliyor. 1877'de kapatılıyor.

II. MEŞRUTİYET 24-TEMMUZ-l908

SEBEPLERİ:

II. Abdülhamid’in Osmanlı-Rus savaşını sebep göstererek Meclisi-Mebusanı kapatması ve bu olayın aydınlar tarafından tepkiyle karşılanması,

Kurulan gizli derneklerin anayasa mücadelesine başlaması,

Reval buluşmasında İngiltere ve Rusya’nın Osmanlı topraklarını paylaşmaları.

AMACI: I. Meşrutiyet te olduğu gibi azınlıklara seçme ve seçilme hakkı vererek devletin dağılmasını önlemek.

İLANI: Ülkede karışıklıklar artmaya başlayınca Enver Bey ve Niyazi Bey gibi bazı subayların Makedonya'da isyan çıkarması üzerine padişah II. Abdülhamid anayasayı yeniden yürürlüğe koydu. 24-Temmuz-1908 ‘de yeniden seçimler yapıldı.

ÖNEMİ: II. Meşrutiyet'te Türk siyasi hayatında ilk kez partili döneme geçilmiştir. (İttihat ve Terakki Fırkası)

II. MEŞRUTİYETİN KENDİNDEN ÖNCEKİ SİYASİ GİRİŞİMLERLE ORTAK YÖNLERİ

· Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı. I. Meşrutiyet. II. Meşrutiyet

· Padişahın otoritesini sınırlama

· Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, I. ve II. Meşrutiyet

· Amaçlarının devleti yıkılmaktan kurtarmak olması

· Anayasacılık yönünde yapılan ıslahatlar olması

· Meşrutiyet, II. Meşrutiyet

· Seçme ve seçilme hakkı kazanan halkın yönetime katılması

II. MEŞRUTİYETİN SEBEP OLDUĞU GELİŞMELER

1878 Berlin Antlaşması’yla Bosna- Hersek 'i denetleme hakkına sahip olan Avusturya II. Meşrutiyet’in kavramlarından rahatsız olmuş ve Bosna - Hersek'i topraklarına katmıştır.

Berlin Antlaşması ile özerklik kazanan Bulgar Prensliği, 1908 'de bağımsızlığını kazanmıştır.

Yunanistan Girit’i işgal etmiştir.

31-Mart Olayı çıkmıştır.



31 - MART OLAYI 13-Nisan -1909

SEBEBİ: II. Meşrutiyete karşı bir ayaklanmadır.

SONUÇ: Selanik'te toplanan Hareket Ordusu İstanbul'a geldi. Ayaklanmayı bastırdı. Komutanı; Mahmut Şevket Paşa, Harekat subayı Mustafa Kemal’di.

Özelliği: Düzene karşı bir ayaklanmadır.

TRABLUSGARP (İTALYA SAVAŞI) 1911

SEBEBİ: Siyasi birliğini geç sağlayan İtalya’nın hammadde ve pazar arayışıyla sömürge elde etme istemesi. İtalya, önce Fransa ve İngiltere’nin onayını almış ve Osmanlı Devletinden Trablusgarp’ı istemiştir. Sonra İtalyanlar Trablusgarp’ı işgal etmişlerdir.

GELİŞMESİ:Donanma yeterli olmadığından denizden kuvvet gönderilemedi.

Mısır İngiliz işgalinde olduğu için Trablusgarp’ın işgaline engel olunamamış ve müdahale edilememiştir.

Trablusgarp’ın savunması yerli halkı teşkilatlandıran Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından yapılmıştır.

Derne, Tobruk ve Bingazi’de savaşıldı. İtalyanlar fazla ilerleyemediler. Bunun üzerine İtalyanlar; Oniki Adayı işgal ettiler.

SONUCU: I. Balkan Savaşının çıkmasıyla Trablusgrap’daki subaylar geri dönmüş; Trablusgrap savunmasız kalmıştır. Uşi Antlaşması imza edilmiştir.

UŞİ ANTLAŞMASI

1912’de imzalanan Uşi Antlaşmasına göre;

On iki ada geçici olarak,

Trablusgrap kesin olarak İtalyanlara bırakılmıştır. (İtalyanlar On iki Ada’yı boşaltmadılar, 1945’de İtalyanlar Yunanistan’a bıraktılar.

NOT: Uşi Antlaşmasıyla Osmanlı Devleti Kuzey Afrika ’daki son toprağını da kaybetmiştir.



BALKAN SAVAŞLARI 1912-1913

I. BALKAN SAVAŞI

SEBEPLERİ: 1) Fransız İhtilali sonucu yayılan milliyetçilik akımı

2) Rusya'nın sıcak denizlere inme politikası

SAVAŞIN BAŞLAMASI: Rusya'nın temel amacı sıcak denizlere inmekti. Bu amaçla; Rusya Balkanlar’da Panslavizm politikasını takip etti. Sırbistan, Bulgaristan, Karadağ ve Yunanistan'ın aralarında bir bağlaşma yapmasını sağladı.

Balkan Devletleri, Osmanlı Devleti'nin Makedonya'da yenilik yapmaması gerekçesiyle savaşı başlattılar. İlk saldıran ülke Karadağ'dı.

SONUÇLARI: Osmanlı Devleti savaşı kaybetmiştir. Çünkü;

Askerlerinin bir bölümünün terhis edilmesi,

Ordu komutanları arasında oluşan siyasi görüş ayrılıkları.

** Edirne ve Kırklareli kaybedilmiştir.

** Arnavutluk bağımsızlığını kazanmıştır. ( Balkanlarda bağımsızlığını kazanan son devlettir. )

Büyük Devletlerin araya girmesiyle yeni Balkan haritasını belirlemek amacıyla LONDRA KONFERANSI toplanmıştır. (Aralık 1912 ) Alınan kararlara göre;

Midye - Enez hattının Batısı, Balkan Devletlerine bırakıldı. Ege Adaları, Yunanistan'a bırakıldı.

NOT: Enver Paşa “Babıali Baskını” denilen bir hükümet darbesi yaptı. 1913 İttihat ve Terakki Fırkası 1918 yılına kadar iktidarda kaldı..

II. BALKAN SAVAŞI

SEBEBİ: I. Balkan Savaşı’ndan sonra Balkan Devletleri arasında yapılan paylaşımda en büyük payı Bulgaristan'ın alması üzerine Balkan Devletleri aralarında savaş başladı.

SAVAŞA KATILAN DEVLETLER: Bulgaristan, Yunanistan, Karadağ, Sırbistan ve Romanya’dır (Romanya; Bulgaristan'dan pay almak için katılmıştır. )

Bu durumdan yararlanan Osmanlı Devleti Midye - Enez hattını aşarak Kırklareli ve Edirne'yi geri aldı.

SONUÇLARI:

Bulgaristan yenildi ve toprak kaybetti.

Osmanlı Devleti, Kırklareli ve Edirne'yi geri aldı.

Osmanlı Devleti ile Bulgaristan İstanbul Antlaşması’nı yaptı. (1913)

Osmanlı Devleti ile Yunanistan Atina Antlaşması’nı yaptı. (1913)

Balkan Devletleri Bulgaristan ile Bükreş Antlaşması’nı yaptı. (1913)

• Osmanlı Devleti Balkan Savaşlarından Sonra; Arnavutluk’u, Makedonya'yı, Batı Trakya'yı, Ege Denizindeki Adaları bırakmak zorunda kaldı.

Türklerin Avrupa Kıtasındaki Varlığı Doğu Trakya İle Sınırlı Kaldı

Bu olaylardan sonra İttihat ve Terakki Partisi orduda yenilikler yaptı. Almanya'dan getirilen subaylarla Osmanlı - Alman yakınlaşması biraz daha artmıştır.

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI

Savaş Başlamadan Önce

İTİLAF DEVLETLERİ: İngiltere, Fransa, Rusya

İTTİFAK DEVLETLERİ: Almanya, Avusturya-Macaristan İmp., İtalya

Savaş Başladıktan Sonra

İTİLAF DEVLETLERİ: İngiltere, Fransa, Rusya Sırbistan, İtalya, Yunanistan Romanya, Japonya, Brezilya, Amerika Birleşik Devletleri

İTTİFAK DEVLETLERİ: Almanya, Avusturya-Macaristan İmp., Osmanlı Devleti, Bulgaristan

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI SEBEBLERİ

Ülkeler arasında görülen sömürge elde etme yarışı

Fransa'nın 19. Yüzyılda Almanya'ya yenilmesi ve kaybettiği Alsas Loren'i

geri almak istemesi

İngiltere'nin Rusya'yı Balkanlar’da serbest bırakması; Avusturya Macaristan'ın çıkarlarının zedelenmesi

Ülkelerin birbirlerine karşı silahlanmaları

Almanya'nın İngiliz sömürgelerini tehdit etmesi

Avusturya Macaristan veliahtının Sırplar tarafından öldürülmesi

SAVAŞIN ÇIKIŞI

1914 yılının 28 Haziran’ında Saraybosna'yı ziyaret eden Avusturya - Macaristan veliahdı François ( Fransuva ) Ferdinand'ın bir Sırplı tarafından öldürülmesi I. Dünya Savaşı’nı başlatan olay oldu.

Avusturya - Macaristan İmparatorluğu katillerin Sırbistan'a sığındığını ileri sürerek bu devlete 28 Temmuz 1914 'de savaş ilan etti. Rusya Sırbistan'ın yanında yer aldı. Fransa, Rusya'yı destekledi. Bunun üzerine Almanya ve Rusya'ya savaş ilan etti. Daha sonra İngiltere, imzalamış olduğu anlaşma gereğince Fransa ve Rusya'nın yanında savaşa katıldı.

Japonya, Asya'daki hakimiyet alanını genişletmek için, Almanya'nın sömürgelerine saldırdı. Savaşın sömürgelere sıçraması savaş alanını genişletti.

Savaş başladıktan sonra İtalya bir süre tarafsız kaldı. Daha sonra kendisine verilmesi için söz verilen ve Güney Anadolu kıyılarına yerleşmek ümidiyle taraf değiştirdi. Savaş devam ederken değişik zamanlarda Romanya, Yunanistan, Brezilya, Portekiz ve ABD İtilaf Devletleri yanında savaşa girdiler.

OSMANLI İMPARATORLUĞUNUN SAVAŞA GİRMESİ

Osmanlı İmparatorluğu savaş başladığı zaman tarafsızlığını ilan etmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun savaşa girmemesi İtilaf Devletleri’nin işine geliyordu.

• Almanya ise Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girmesiyle yeni bir cephe açılacak, böylece İngiliz ve Rus birliklerinin Osmanlı cephesine kaydırılmasıyla yükü hafifleyecekti.

Bununla beraber Almanya;

• Boğazların İtilaf Devletleri’ne kapatılacağı için Ortadoğu'da egemenliği İngilizlere kaptırmayacağını düşünüyordu.

Osmanlı Devleti ise;

Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın ve yetkililerin savaşı Almanya'nın kazanacağına inanmaları, kaybedilen toprakların geri alınacağının düşünülmesi,

İngiltere’nin Balkan Savaşları’nda Osmanlı Devletinin karşısında yer alması ve Rusya'nın yayılmacılığına göz yumması sebebiyle Almanya'ya yaklaştı.

• Breslav, ( Midilli) ve Goben (Yavuz) isimli Alman gemileriyle Rus limanlan bombalandı. Rusya'ya savaş ilan edildi.



CEPHELER

Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda Savaştığı Cepheler:

1- KAFKAS CEPHESİ

: Enver Paşanın yönetiminde Osmanlı ordusunun Rusya'ya karşı açtığı taarruz cephesidir.

Sarıkamış'ta soğuk hava şartları sebebiyle doksan bin asker şehit verilmiştir.

Ruslar Erzurum, Muş, Bitlis, Trabzon ve Erzincan'ı ele geçirmişlerdir.

1917'de Rusya'da Bolşevik İhtilali çıkınca Rusya savaştan çekildi.

Sovyet Rusya ile imzalanan Brest- Litovsk Antlaşması ile Kafkas Cephesi kapandı. 3- Mart -1918 Bu antlaşmada Almanya'da yer aldı. Bu antlaşmaya göre;

Sovyet Rusya daha önce 1878 Berlin Antlaşması ile aldığı Kars, Ardahan, ve Batum'u Osmanlı Devleti’ne geri vermiştir.

• Almanya'nın doğusundaki cephe kapanmıştır.

NOT: Osmanlı Devleti’nin Sovyet Rusya ile imzaladığı ilk ve tek antlaşmadır. ( İhtilalden sonra kurulan rejimle )

• Çanakkale savaşlarından sonra xvı Kolordu komutanlığına atanan Mustafa Kemal Paşa Ruslar’ı yenmiş, Bitlis ve Muş'u kurtarmıştır. (1916)

2- ÇANAKKALE CEPHESİ

İtilaf Devletleri’nce açılan bir cephedir.

Sebepleri:

Ekonomik durumu bozuk olan Rusya'ya yardım etmek

Boğazları ve İstanbul'u alarak Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakmak.

Gelişmesi ve Sonuçları: Çanakkale Boğazına yapılan saldırı 18-Mart- 1915 'de püskürtüldü. Daha sonra Anafartalar, Conkbayırı ve Arıburnu muharebeleri kazanıldı.

Böylece Gelibolu yarımadasının düşman eline geçmesi önlendi.

Mustafa Kemal’in Çanakkale Zaferi’ndeki komutanlığı onun askeri dehasını ispatlamıştır.

Birinci Dünya Savaşı uzamıştır.

Rusya çökmüş ve savaştan çekilmiştir.

3- GÜNEY CEPHESİ

Bu cephede Kanal, Suriye, Irak, Filistin cephelerinde mücadele edilmişti. Özellikle “Kanal Cephesinin” açılması;

• İngiltere'ye sömürgelerinden gelecek yardımları önlemek ve Süveyş Kanalını ele geçirerek İngiltere'yi Mısır’dan çıkarmak amacına yöneliktir.

4- BATI CEPHESİ

Bu cephede Osmanlı birlikleri Galiçya, Romanya ve Makedonya 'da savaştılar. Müttefiklerine yardım ettiler.



SAVAŞIN BİTİŞİ VE ANTLAŞMALAR

Savaştan çekilen ilk devlet Sovyet Rusya’dır. Bir süre sonra ABD Wilson İlkelerini yayınlayarak savaşa girdi. Bulgaristan ateşkes isteyerek savaştan çekildi. Daha sonra ise Almanya, Avusturya - Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı imparatorluğu savaştan çekildiler.

I. DÜNYA SAVASI’NIN SONUNDA İTİLAF DEVLETLERİ İLE

Bulgaristan Nöyyi 27- Kasım - 1919

Almanya Versay 28- Haziran - 1919

Avusturya Sen Jermen 10 - Eylül -1919

Macaristan Triyanon 4 - Haziran -1920

Osmanlı İmparatorluğu ile Mondros Ateşkes (30- Ekim -1918 ) ve Sevr (10- Ağustos -1920) antlaşmalarını imzaladılar.



I. DÜNYA SAVAŞININ SONUÇLARI

•İttifak Devletleri yenildiler

•Avusturya Macaristan İmparatorluğu parçalandı.

•Avusturya, Macaristan, Polonya, Yugoslavya, Çekoslovakya

Devletleri Kuruldu.

•Osmanlı Devleti’nden Ürdün, Arabistan Irak, Suriye Devletleri koparak bağımsız oldu.

•Ülkeler arası barışın sağlanması için “Milletler Cemiyeti”kuruldu.

•Sömürgecilik nitelik değiştirip mandacılık yayıldı.

•Çok milletli imparatorluklar yıkıldı.

•Yeni rejimler uygulamaya konulmuş, “Cumhuriyet Rejimi” yaygınlaşmıştır.

•Türklerin toprakları işgal edilmiş, Türk Milleti Kurtuluş Savaşını başlatmış ve yeni bir devlet kurmuştur.

MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI 30- EKİM - 1918

1 - Boğazlar İtilaf Devletlerine açılacak ve bu devletlerce işgal edilecektir. (Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki egemenliği sona eriyordu. )

2- Osmanlı Devleti’nin bütün haberleşme istasyonları (telsiz, telefon) İtilaf Devletleri tarafından denetim altına alınacaktır.

3- İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa istedikleri bölgeleri işgal edeceklerdir. ( 7. Madde; En ağır maddedir. İşgallere gerekçe olmuştur.)

4- Ermenilere bırakılması düşünülen Doğu’daki altı ilimizde ( Vilayet-i Sitte: Erzurum, Van Bitlis Sivas, Diyarbakır, Elazığ ) karışıklık çıkarsa; İtilaf Devletleri bu bölgeleri işgal edebileceklerdir. (Bu madde Doğu Anadolu 'da bir Ermeni devleti kurmaya yöneliktir. )

5- Osmanlı orduları terhis edilecek, silah ve cephaneye el konulacak.

6- Osmanlı Devleti’nin elindeki esirler bırakılacak, Türk esirler İtilaf Devletlerinin denetiminde kalacaklardır,

7- Trablus ve Bingazi'deki bütün Türk subayları en yakın İtalyan garnizonuna; Hicaz, Yemen, Suriye, ve Irak’taki askeri birlikler İtilaf Devletleri’ne teslim olacaklardır. Öte yandan İran ve Kafkasya'ya giren Osmanlı Birlikleri geri çekilecektir.

8- Bütün liman ve tersanelerden İtilaf Devletleri yararlanacaktır.

9- İtilaf Devletleri kömür, akaryakıt ve benzeri maddeleri Türkiye'den temin edeceklerdir.

10- Bütün demiryolları İtilaf Devletleri tarafından denetim altına alınacaktır.

İŞGALLER

İtilaf Devletleri 13-Kasım -1918 'de İstanbul'a çıkarma yaptılar.

İngilizler; Musul, Urfa, Maraş ve Antep'i işgal ettiler. Fransızlar: Adana dolaylarını işgal ettiler.

İtalyanlar: Konya ve Antalya dolaylarını işgal ettiler. Yunanlılar: İzmir'den başlayarak bütün Batı Anadolu'yu işgal ettiler.

Not: İngilizler Fransızlarla anlaşarak Urfa, Maraş ve Antep'i Fransızlara devrettiler.

OSMANLI İMPARATORLUĞUNU PAYLAŞMA TASARILARI

Gizli Antlaşmalar

Mondros Mütarekesi’ni, işgalleri ve Sevr Antlaşması’nı anlayabilmek için İtilaf Devletleri’nin kendi aralarında yaptıkları antlaşmaları kavramak gereklidir.

Not: (Bu Antlaşmalar Henüz I. Dünya savaşı devam ederken imzalanmıştır. )



1-İstanbul Antlaşması 1915

a) İngiltere - Fransa - Rusya arasında yapılmıştır.

b) Rusya'nın savaşa girmesi karşılığı İstanbul ve Doğu Anadolu'nun kendilerine verileceği vaad edilmiştir.

2- Londra Anlaşması 1915

İngiltere - Fransa - İtalya arasında yapılmıştır.

İtalya'nın İttifak Devletleri’nden ayrılması karşılığı Anadolu'nun güney kıyıları vaad edilmiştir.



3- Sykes - Picot ( Seyk- Piko ) Antlaşması 1916

İngiltere ve Fransa arasında yapılmış fakat sonra Rusya'ya verilecek yerlerde belirlenmiştir.

Bu Antlaşmaya göre;

İngiltere; Irak ve Ürdün'ün koruyuculuğunu üstleniyor ve bütün Mezopotamya'yı nüfuz bölgesi yapıyordu.

Fransa; Suriye, Çukurova, Hatay bölgelerini nüfuz bölgesi yapacak Rusya'ya ise; Boğazlar ve Doğu Anadolu'nun verilmesi öngörülüyor.

4- Şerif Hüseyin- Mac Mahon Antlaşması 1916

Mısır valisi Mac Mahon ile Mekke Emiri Şerif Hüseyin arasında imzalanmıştır.

Türklere karşı isyan etmesi karşılığı Araplara ( Şerif Hüseyin ve oğullarına ) devlet kurulacağı vaad edilmiştir.

5-Sn. Jean De Mauri Enne Ant. ( Sen Jan dö Moren Ant. ) 1917

a) İtalyanların Anadolu'da kendilerine vaad edilen yerlerin belirlenmesini istemesi üzerine imzalanmıştır,

b) Antalya'dan İzmir'e kadar olan yerler ve arka tarafları İtalyanlara verilecekti.

Not: 1917'de Rusların savaştan çekilmesi gizli antlaşmaların yerine getirilmesini engellemiş, fakat İngilizler ve Fransızlar çıkarlarını korumuşlardır.



WİLSON İLKELERİ

Amerika Birleşik Devletleri Cumhurbaşkanı Wilson'un savaşa girmeden önce

barışın hangi şartlarda sağlanması gerektiğini “Wilson İlkeleri” ile yayınladı. Fakat uyan olmadı. 8- Ocak - 1918'de ilan edilen 14 maddenin önemli maddeleri;

Osmanlı Devleti'nde Türklerin oturdukları bölgelere kesin egemenlik hakkı, tanınmalıdır. Diğer milletlere ise kendini yönetme hakkı verilmelidir.

Boğazların güvenliği sağlandığı taktirde bütün devletlerin ticaret gemilerine açık olmalıdır.

Devletler kendi aralarında gizli antlaşmalar imzalamayacaktır. Galip devletler yenilenlerden savaş tazminatı ve toprak almayacaktır.

Devletler arasındaki anlaşmazlıkları barış yolu ile çözümleyecek milletler arası bir teşkilat kurulacak.

Not: Bu amaçla Cemiyeti - Akvam kurulmuştur.

Not: Bu ilkeleri istemeyerek kabul eden İtilaf Devletleri, aslında bunları çıkarlarına ters buluyorlardı. Fakat İtilaf Devletleri, bu ilkeleri kendi çıkarlarına göre uygulamışlardır.

Not: Wilson İlkeleri'nin yayınlanmasının temel amacı; ABD'nin Avrupa ve Ortadoğu'da güç sahibi olmak istemesidir.

PARİS BARIŞ KONFERANSI 1919

1919 yılı başlarında İtilaf Devletleri temsilcileri Paris'te toplanarak Osmanlı İmparatorluğu’nu nasıl paylaşacaklarını görüşmeye başladı. Yenilen devletlerin durumları görüşüldü.

Paris Barış Konferansı’nda Yunanistan ön plana çıkarak İngilizlerin desteğiyle daha önce İtalya'ya vaat edilen Batı Anadolu'nun Yunanlılara verilmesi kararı güçlendi. Doğu Trakya ve İzmir çevresi verildi.

Not: İtalyanlar İngiltere ve Fransa'ya kızarak güney kıyılarımızı tek başına işgal ettiler.

Not: İngiltere ve Fransa Wilson ilkelerinin ortaya çıkardığı etkiyi kırabilmek için Paris Konferansında Manda fikrini ortaya attılar.

İZMİR'İN İŞGALİ 15-MAYIS-1919

SEBEBİ: Paris Konferansı’nda Yunan İşgali’nin İtilaf Devletleri’nce

onaylanması

İngiltere'nin İstanbul'un güneyinde güçlü bir İtalya istememesi

İzmir'in işgalini Mondros Anlaşması’nın 7. Maddesine dayandırmaları

Yorum: İtilaf Devletleri, İzmir'in işgalini haklı göstermek için Türklerin Hıristiyanlara baskı yaptığını ileri sürmüşlerdir.

• 7. Maddeyi gerekçe gösteren Yunanistan, Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalayan devletler arasında yoktu.

SONUÇ: Hasan Tahsin takma adlı, Osman Recep Nevres tarafından ilk kurşun atılmıştır.

• İşgallere yapılan tepki milli şuurun uyanmasını sağlamış ve tepkiyi değer lendiren Mustafa Kemal "İşgallerin haksızlığı" ilkesinden yola çıkarak Kurtuluş Savaşını başlatmada itici güç olarak kullanmıştır.



AMİRAL BRİSTOL RAPORU 12-EKİM -1919

Batı Anadolu'da genişleyen Yunan işgaline karşı başlayan Türk direnişi İtilaf Devletleri’nce heyecan yarattı. Durumu incelemek üzere Amerikalı Amiral Bristol başkanlığında İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir heyet görevlen dirildi. Rapora göre:

Hıristiyan halkın can güvenliğinin olmadığı bilgisi yanlıştır.

Yapılan katliamların sorumluluğu Yunanlılarındır.

Yunan askerleri geri çekilmeli İtilaf güçleri gelmelidir.

İzmir'de Türk çoğunluğu bulunduğundan bu yerler Yunanlılara verilemez. (Yunanlılar, Hıristiyanların çoğunlukta olduğunu iddia etmişti. )

İŞGALLER KARŞISINDA OSMANLI YÖNETİMİNİN TUTUMU

Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra başlayan işgaller ve özellikle İtilaf Devletleri gemilerinin İstanbul'u baskı altına alması Osmanlı yönetimi üzerinde

karamsar bir hava meydana getirdi. İşbaşına gelen hükümetler bir savunma ve karşı koyma hareketine geçilmesini istemiyordu. Anlaşmazlıkların müzakere yoluyla halledileceğine inanıyorlardı.

Osmanlı yönetimi her şeyden evvel, hilafet ve saltanatın varlığını güvenceye almanın yollarını arıyordu. İtilaf Devletleri, Osmanlı yönetiminden ciddi bir tepki görmeyince, işgal hareketlerini daha geniş bir alana yayma cesaretini buldular. Bu durum, başsız kalmış hissine kapılmış Türk milletini, haklarını kendi gücüyle korumak için harekete geçirdi.



İŞGALLER KARŞISINDA MUSTAFA KEMALİN DURUMA BAKIŞI

Mustafa Kemal, Birinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği sırada Suriye Cephesi’nde Yıldırım Orduları Grubu Komutanı olarak görev yapıyordu. Ateşkes anlaşması imzalanınca İstanbul'a döndü. Ülkenin karşı karşıya bulunduğu durumun çok ciddi olmasını bilmesine rağmen karamsar değildi. Türk milletinin esareti kabul etmeyeceğine inanıyor, milletin kendi gücüyle düşmana karşı çıkabileceğini düşünüyordu. Bu sebeple, İstanbul önlerinde demirli duran İtilaf Devletleri’nin filosunu görünce yanındaki yaverine, "Geldikleri gibi giderler! " demişti. Bu sözler onun milletine olan güvenini, inancını ve uzak görüşlülüğünü göstermekteydi. Mustafa Kemal, İstanbul'da bulunduğu süre içerisinde padişah ve hükümet üyeleriyle görüşmeler yaptı. Onlara işgaller karşısında neler yapılması gerektiğini anlattı. Diğer yandan, şimdi müze olan Şişli’deki evinde, başta Ali Fuat Paşa, Kazım Karabekir Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Bey olmak üzere güvendiği arkadaşlarıyla toplantılar yaptı. Bu toplantılarda, girişilecek mücadelenin esasları ele alındı. O sıralarda çeşitli kurtuluş çareleri ortaya atılıyordu.

Bazı kimseler İngiltere'nin himayesini, bazıları ise Amerika'nın mandasını istemeyi uygun görüyorlardı. Onlara göre Osmanlı Devleti, ancak bu yolla ayakta kalabilir ve bütünlüğünü koruyabilirdi. Bunlardan başka bölgesel kurtuluş yollan arayanlar vardı. Milli cemiyetlerin bir kısmı bu anlayışın sonucunda ortaya çıkmıştı.

Türk milletinin, şerefli bir millet olarak yaşamasını temel ilke sayan Mustafa Kemal, hu görüşleri doğru bulmuyordu. Çünkü o günlerde Osmanlı Devleti'nin temelleri çökmüş, ömrü tükenmişti. Osmanlı ülkesi tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk'ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Bu durum karşısında sağlam ve gerçek

karar, millet egemenliğine dayanan, kayıtsız, şartsız, bağımsız bir Türk Devleti kurmaktı.

Bu düşüncelere sahip olan Mustafa Kemal, milli mücadelenin, milletin azim ve kararıyla kazanılacağına inanıyordu.

CEMİYETLER

AZINLIKLARIN KURDUĞU CEMİYETLER

MAVRİ- MİRA

AMACI:

Eski Bizans İmparatorluğu’nu yeniden canlandırmak

Ege Bölgesi’nde ilerleyen Yunan birliklerine yardım etmek

Bu cemiyetin amaçlan doğrultusunda çalışan alt kuruluşlar ise; Yunan Kızılhaçı, Göçmenler Cemiyeti, Yunan Komitesi ve Trakya Komitesidir.

RUM PONTUS CEMİYETİ

AMACI:

a: Patrikhaneye bağlı olarak çalışan cemiyetin amacı; İnebolu'dan Batum'a kadar uzanan bölgede bir Rum Pontus Devleti kurmaktı.

ETNİKİ ETERYA CEMİYETİ

AMACI:

a) Yunanlıların bağımsızlığını sağlayan bu cemiyet, Mavri Mira Cemiyeti ile işbirliği yapıyordu.

Bu olaylar olurken Ermenilerde boş durmuyorlardı. Ermeni Patriği Zaven Efendi, Rumlarınkine benzer bir teşkilat oluşturmuş. Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurmak için çaba harcıyordu. Ermenilerin Doğu Anadolu'da çoğunlukta olduklarını belirterek İtilaf Devletleri’nden yardım istiyordu.

Ancak, Amerikalı General Harbord ( Harbırd ) bölgede inceleme yaptıktan sonra bir rapor hazırladı. General Harbord raporunda; Bütün Doğu Anadolu'yu araştırdığını ve hiç bir yerde Ermenilerin çoğunlukta olmadıklarını tespit ettiğini belirtti.



MİLLİ VARLIĞA DÜŞMAN CEMİYETLER

Kürt Teali Cemiyeti: Merkezi İstanbul'da olan cemiyet işgalci kuvvetlerden yardım alıyordu. Amacı; Yabancı devletlerin koruyuculuğu altında Kürt devleti kurmaktı.

Teali İslam Cemiyeti: Merkezi İstanbul'daydı. Konya ve çevresinde faaliyet gösteriyor, Saltanat ve Hilafetin gücünü artırmaya çalışıyor, Anadolu'da başlayan milli harekete karşıydı.

İngiliz Muhipler Cemiyeti: Merkezi İstanbul'daydı. Acık amacı, Osmanlı Devletini İngiliz mandasına sokmak, gizli amacı ise memlekette milli harekete güç veren milli şuuru yok etmek.

Sulh ve Selameti Osmaniye Fırkası: Damat Ferid Hükümetini desteklemiş, vatanın kurtuluşunu padişah ve halifenin buyruklarına bağlı kalarak sağlama düşüncesindedir.

Hürriyet ve İtilaf Partisi: Anadolu'daki milli harekete karşıdır.

Not: Türklüğe zararlı faaliyet içinde bulunan bu cemiyetler, Osmanlı Devleti'nin varlığını sürdürebilmesi için yabancı bir devletin himayesi altına girmesi gerektiğini ileri sürüyorlardı.

Yaptıkları faaliyetlerle milletin direnme azminin ve moral gücünün zayıflamasına sebep oluyorlardı.

MİLLÎ CEMİYETLER

1- Trakya Paşaeli Cemiyeti: Merkezi Edirne'de olan bu cemiyetin amacı; Yunanistan'ın Trakya'yı ele geçirmesine engel olmaktı. Bunun için Türklerin direnişini sağlamak ve silahla karşı koymak için hazırlıklar yapmıştır. İlk kurulan direnme cemiyetidir.

2- İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti: İzmir'in Yunanlılara İlhakını engellemek için kurulmuştur. İzmir halkını mitinge çağırdı.

3-İzmir Müdafa-i Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti: Bu cemiyette yörenin tamamıyla

Türk olduğunu savunmuş ve İzmir'in işgal edileceğinin duyulması üzerine faaliyetini artırmış dünya kamuoyunu etkilemeye çalışmıştır.

4- Kilikyalılar Cemiyeti: İstanbul'da kuruldu. Cemiyetin amacı Adana ve çevresini işgal eden düşmana karşı direniş hareketlerini teşkilatlandırmaktı.

5-Milli Kongre Cemiyeti: Milli Cemiyetler arasında önemli bir yeri vardır. Kuruluş amacı: Türk “Milletinin haklarını yayın yoluyla dünya kamuoyuna duyurmaktı. ” Kuva-i Milliye” deyimini kullanan ilk siyasi kuruluş olan bu cemiyet İstanbul'da çeşitli toplantılar düzenledi.

6-Trabzon Muhafaza-i Hukuku- Milliye cemiyeti:

Trabzon ve çevresinin Rumlara verilmesini engellemek.

Rum Pontus Devleti’nin kurulmasını engellemek

7- Doğu Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti: İstanbul'da kurulmuştur. Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulmasına karşıdır. Erzurum'da şube açmıştır. Alınan kararlarda:

Hiç bir sebeple bulundukları yerden ayrılmamak.

Derhal ilmi, dini ve ekonomik alanda teşkilatlanmak.

Doğu Anadolu'ya yapılacak saldırıya karşı birleşmek.

Milli cemiyetler, fedakar ve vatansever Türkler tarafından kuruldu. Cemiyetlerin kuruluşunda Türklük duygusu hakim oldu. Ancak bu cemiyetler, vatanın bütününü değil, adlarından da anlaşıldığı gibi, belli bir bölgeyi kurtarmayı amaç edinmişlerdi. Bu yolla Türk milletinin bağımsızlığını sağlamak çok zor, hatta imkansızdı. Bu sebeple milli güçleri aynı amaç etrafında birleştirmek gerekiyordu. Bu birleşme, Sivas Kongresi'nde ve Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde gerçekleşmiştir.



MİLLİ CEMİYETLERİN İZMİR'İN İŞGALİNE TEPKİSİ

İzmir'in işgal edildiği haberi aynı gün Hükümet tarafından duyulduğunda şaşkınlık yarattı. Çünkü İngiliz Yüksek komiseri Sadrazam Damat Ferit Paşa'ya daha birkaç gün önce, İzmir'in işgal edilmeyeceğine dair söz vermişti. İzmir'in işgali

Hükümet bildirisi olarak 16 mayıs tarihli İstanbul gazetelerinde yer aldı. Reddi İlhak Heyeti yurdun dön yanına çektiği telgraflardaki " İşgal başladı. İzmir ve yöreleri ayakta ve heyecandadır. İzmir son ve tarihi gününü yaşıyor. Son umudumuz milletimizin göstereceği direnişe bağlıdır. Mitingler yaparak telgrafla her yere baş vurunuz. Vatan ordusuna katılmaya hazırlanınız” sözleriyle duyurdu.

İzmir Müdafaa-i Hukuk-u Osmaniye Cemiyeti ise, İstanbul'daki devlet adamlarına ve ABD temsilcisine çekilen bildiride, “Avrupa on milyon Müslüman ve Türk'ün idam ve imhasına karar vermişse milletimiz buna uymayacak ve vatan uğrunda, kahramanca çarpışarak ölmeye hazır bulunacaktır. Tarih bütün bir milletin varlığını savunmak için nasıl öldüğünü gösterecektir” deniyordu. Türk basını baskılara rağmen haberi milletin duygularını yansıtacak biçimde verdi.

Haberin duyulması tüm yurtta bomba gibi patladı. Toplantılar yapılmaya başlandı. 19 Mayısta İstanbul'da dükkanlar kapandı. Göğüslerinde "İzmir Türk kalacaktır" rozeti taşıyan binlerce insan Fatih belediyesi önünde toplandılar. Aydınlar halkı coşturan konuşmalar yaptılar. Bir Türk kadını, Halide Edip Adıvar konuşmasında: "Müslümanlar Türkler, Türk ve Müslüman bu gün en kara gününü yaşıyor. Gece karanlık bir gece... fakat insan hayatında sabahı olmayan gece yoktur, yarın belki, parlak bir sabah olacaktır. " diye haykırıyordu. 22 Mayısta Kadıköy ve 23 Mayısta ise büyük bir insan selinin oluşturduğu Sultan Ahmet mitingi yapıldı. Erzurum'da İzmir'in işgali duyulur duyulmaz, padişaha, hükümete ve yabancı devlet temsilcilerine protesto telgrafı çekildi.

Aynı felaketin kendi başlarına gelebileceğini. Ermeni istekleri uğruna İtilaf devletlerinin, Türk'ün hakkını çiğnemekten çekinmeyeceğini gören Erzurum Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti. Erzurum ve çevresinde mitingler düzenlediler. Kütahya'da yapılan mitinge Müslüman olmayanlar, da katıldılar. Trakya'da ise heyecan ve endişe bir arada idi. Burası her an Yunanlılar tarafından işgal edilebilir di. Katliamı görüp İzmir'den içerilere göç edenler olayları anlatarak bir elektrik akımı gibi düşmana silahla karşı konulması ruhunu etkilediler.

KUVA-İ MİLLİYE

Milli Kuvvetler demektir. Düzenli ordu kuruluncaya kadar düşmanı yıpratan, durdurmaya çalışan kuvvetlerdir.

Kurulma sebebi: I. Dünya savaşından sonra ordunun terhis edilmesi ve yurdumuzun işgale uğraması üzerine halkın kurduğu direniş birlikleridir.

Özellikleri: Bazı vatansever subayların yöre halkını teşkilatlandırmalarıyla, başlamıştır. Düzensiz birliklerdir, ihtiyaçları halk tarafından karşılanıyordu.

İlk direniş Güney’de Dörtyol'da ( 19-Aralık-1918) Fransızlara karşı oldu.

İkinci direniş İzmir'in işgalinden sonra Yunanlılara karşı oldu.

Ayaklanmaların bastırılmasında rol oynamıştır.

Düzenli ordu kurulunca sona ermiştir.

NOT: Balıkesir ve Alaşehir kongrelerinde alınan kararlarla Kuva-i Milliye birliklerinin insan ve malzeme bakımından beslenmesine ve ortak bir cephe oluşturulmasına çalışılmıştır.

Ayvalıktan başlayarak Soma, Akhisar Salihli ve Nazilli'nin batısından, geçen bir hat üzerinde Milli bir cephe oluşturulmuştur. Bu cephe BATI CEPHESİDİR.

MUSTAFA KEMALPAŞA'NIN SAMSUN’A ÇIKIŞI 19 MAY1S 1919

SEBEBİ:

Doğu Karadeniz Bölgesinde Pontus Devleti kurmak isteyen Rumların çevreye saldırıya başlamaları, bunun üzerine Türklerin direnişe geçmeleridir.

İngilizler Osmanlı Hükümetini sıkıştırarak güvenliğin sağlanması ve Rumların korunmasını istemişlerdir.

Hükümet bu amaçla Mustafa Kemal'i 9. Ordu müfettişi olarak atadı.

MUSTAFA KEMAL'İN AMACI

Mustafa Kemal Samsun'a çıktığı günlerde memleketin kurtuluşu için şu görüşler hakimdi.

İngiliz mandasını isteyenler,

Amerikan mandasını isteyenler,

Mahalli kurtuluş çaresi arayanlar.

MUSTAFA KEMAL 'İN GÖRÜSÜ

"YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM" parolasına göre; " MİLLİ EGEMENLİĞE DAYANAN, KAYITSIZ ŞARTSIZ BİR TÜRK DEVLETİ KURMAK" şeklindeydi.

• Bu düşüncelerle 16-MAYIS- 1919'da İstanbul’dan Bandırma Vapuru ile Samsun'a hareket etti ve 19- MAYIS-1919 Samsun'a çıktı. Bu olay Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcı sayılır.

HAVZA BİLDİRİSİ 28 MAYIS 1919

Samsun'da çalışmalara başlayan Mustafa Kemal buradaki olayların Rumların isteklerinden vazgeçmeleri ve taşkınlıklarını terk etmeleri halinde son bulacağını, milletin işgalleri kabul etmediğini bildiren bir raporu İstanbul’a gönderir ve Samsun'da İngiliz faaliyetlerinin yoğunluğu sebebiyle HAVZA'YA geçer. Havza'da askeri ve idari yetkililere bir bildiri yayınlar.

İşgallerin protesto edilmesi ve mitingler yapılması (Amacı; İşgallerin haksızlığı konusunda kamuoyu oluşturmak)

Rumlarla çatışmaya girilmemesini istemiştir.

ÖNEMİ: Milli şuurun uyandırılması yolunda yapılan ilk çağrıdır. NOT: Havza'da yapılan miting çağrısına yurdun her yerinde uyuldu.

İstanbul mitinginde Halide Edip ADIVAR, Sabahat Hanım, Münevver SAİME Hanım, Mehmet Emin YURDAKUL Ateşli konuşmalar yaptılar.



AMASYA GENELGESİ 22 Haziran 1919

Amasya'da Mustafa Kemal, Refet (Bele) Bey, Ali Fuat Paşa (Cebesoy), Rauf Orbay ile birlikte Amasya Genelgesini yayınladı.

15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa orada bulunmadığından sonradan imzaladı.

BAŞLICA KARARLARI

Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir.

İstanbul Hükümeti üzerine aldığı sorumluluğu yerine getirememektedir. Bu da milleti yok gösteriyor.

NOT: Bu iki madde milli mücadelenin amacını ve gerekçesini belirtmektedir.

3- Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

NOT: Bu maddi milli mücadelenin metodunu belirtmektedir. Üstü kapalı olarak manda fikrine karşı çıkılmıştır. MİLLİ EGEMENLİK kavramının ilk işaretidir.

4- Milletin sesini yüksek sesle cihana duyurmak amacıyla, milli bir kurul oluşturulmalıdır.

NOT: İstanbul ’dan ayrı bir parlamentonun kurulması istenmektedir.

Anadolu'nun her yönden güvenli bir merkezi olan Sivas'ta milli bir kongre toplanacaktır.

Bunun için her ilden güvenilir üç kişi seçilerek gizlice Sivas'a gönderilecektir.

NOT: Bu maddelerin amacı milli mücadele fikrini tabana yaymaktır.

7- Sivas Kongresine katılacak delegelerin seçimini Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri ile belediyeler yapacaktır.

NOT: Halkın güvenini kazanmış ve mitli mücadele yanlısı kişileri toplamaktır.

Doğu illeri adına Erzurum'da bir kongre toplanacaktır.

Askeri birlikler hiç şekilde dağıtılmayacaktır, silahlar teslim edilmeyecekti.

AMASYA GENELGESİ'NİN ÖNEMİ

Amasya Genelgesi; Milli Mücadelenin amacını, gerekçesini ve metodunu belirten ilk belgedir. Milli Egemenlik ilkesi ortaya çıkmıştır, milleti vatanın kurtuluşu için mücadeleye çağırmaktadır,

MUSTAFA KEMAL'İN GÖREVDEN ALINMASI

Mustafa Kemal'in çalışmaları başta İngilizleri rahatsız etti İngilizler hükümete Mustafa Kemal'in İstanbul'a çağrılması yolunda baskı yaptılar.

Hükümet 7/8 TEMMUZ-1919'da Mustafa Kemal'i görevden aldığını bildirdi. Mustafa Kemal askerlikten istifa ettiğini ve milletin bir ferdi gibi çalışacağını ifade etti.

Kazım Karabekir Paşa Mustafa Kemal'in emrinde olduğunu bildirdi.

NOT: Kazım Karabekir Paşa'nın bu hareketi Mustafa Kemal'in önder olarak kabul edildiğinin bir örneğidir.

• Mustafa Kemal'in askerlikten istifası ve Türk Milleti ile birlikte mücadeleye devam etmesi, Türk Milletine olan güvenini göstermektedir.





ERZURUM KONGRESİ 23 TEMMUZ-5 AĞUSTOS 1919

Toplanma Sebebi:

Ermenilerin faaliyetlerine ve saldırılarına karşı Doğu Anadolu'nun geleceğini belirlemek amacıyla Erzurum Kongresi toplandı.

Erzurum Kongresi Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti birlikte toplamıştır.



Başlıca Kararları

a) Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür. Parçalanamaz.

Not: (İlk defa Milli sınırlardan bahsedilmektedir. Bu yönü ile Misak-ı Milli belgesine temel olmuştur. )

b) İstanbul Hükümeti işgaller karşısında yetersiz kalırsa millet top yekun kendini

koruyacaktır.

Not: ( Türk Milleti her türlü işgali kabul edemez. )

c) Vatanın ve istiklalin korunmasına İstanbul Hükümetinin gücü yetmezse, bunu gerçekleştirmek için Anadolu'da geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümetin üyelerini milli bir kongre seçecektir.

Not: ( Yeni bir hükümet ve devlet kurulacağının işaretidir. )

Kuva-i Milliye’yi etken, Milli iradeyi hakim kılmak esastır. Not: (Milli Egemenliğe ve Cumhuriyete gidileceği işaret ediliyor. )

Manda ve himaye kabul edilemez.

f) Hıristiyan azınlıklara siyasi ve sosyal dengemizi ve hakimiyetimizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.

Not: (Azınlıkların devlet kurma ve Anadolu ’yu parçalama girişimlerine karşı çıkıyordu. )

g) Milli Meclis derhal toplanmalı ve hükümet işleri meclisin denetiminde yürütülmelidir.

Not: ( Meclisi Mebusanın çalışmaya başlaması istenmiştir. )

h) Milletimiz insani ve çağdaş amaçları yüceltir. Sanayi ve ekonomik ihtiyaçların gereğini kabul eder.

Not: (Bu maddede Türk Milletinin yeniliklere açık olduğu vurgulanıyor. )





ÖNEMİ

Erzurum Kongresi bölgesel nitelikli olmasına rağmen vatanın bütünlüğünü esas olması yönüyle milli bir kongre olmuştur.

Mustafa Kemal'in başkan seçilmesi onun milletçe önder olarak kabul edildiğini gösterir. 9 Kişilik Temsil Heyeti seçilir ve göreve başlar.









BALIKESİR KONGRESİ 26-31 Temmuz 1919

1- Batı Anadolu'da direniş gösteren teşkilatlar bir araya getirilip daha düzenli bir savunma gücü oluşturmak amacıyla toplanmıştır.

2-Tüm güçlerin birleştirilmesine karar verildi.

3-Padişaha bağlılıklarını bildirdiler. ALAŞEHİR KONGRESİ: 16-25 Ağustos 1919

1-Erzurum ve Balıkesir Kongresinin sonuçları tartışıldı.

2-Ölünceye kadar Yunanlılarla savaşılmasına karar verildi. Ordu kurma fikri kabul edildi.

Not: (Bu iki kongrede Amasya Genelgesi kararlarına uyulması karan benimsenmiş ve Batı Cephesi kurulmuştur. )





SİVAS KONGRESİ 4-11 EYLÜL -1919

Sivas Kongresinde Erzurum Kongresi kararları kabul edilmiştir.

Manda fikri kesinlikle reddedilmiştir.

Anadolu ve Rumeli'de faaliyet gösteren bütün direniş cemiyetleri Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla birleştirildi.

Mebusan Meclisinin derhal toplanması çağrısında bulunuldu.

Temsil Kurulu 15 kişiden oluşmuş, Mustafa Kemal başkan seçilmiştir.

Temsil Kurulu bütün yurdu temsil etmeye başladı. (Temsil Heyetinin görevi TBMM açılınca sona erdi. )

Sivas Kongresi'nden sonra Damat Ferit istifa etmek zorunda kaldı. Yerine Ali Rıza Paşa Hükümeti kuruldu.

NOT: Mustafa Kemal'in Meclisi Mebusan'ı toplantıya çağırmasının amacı Meclisin İşgal altında çalışamayacağının görülmesiydi.





AMASYA GÖRÜŞMELERİ 20-22-EKİM-1919

İstanbul'daki hükümet değişikliği, milli hareketin zaferidir,

Ali Rıza Paşa, Bahriye Nazırı Salih Paşayı Anadolu'ya göndererek Mustafa Kemal ile anlaşmaya çalıştı.

Amasya görüşmeleri sonunda;

İstanbul Hükümeti Sivas Kongresi kararlarım kabul edecek.

Mebusan Meclisi kısa zamanda toplanacak.

İstanbul Hükümeti Temsil Kurulunun izni olmadan antlaşma imzalamayacak Temsil Kurulunun uygun göreceği kişiler gönderilecek.

Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin hukuki varlığı tanınacak.

Azınlıklara ayrıcalık verilemez.

f) Vatanın bütünlüğünün korunması, mandanın kabul edilmemesi kararı alındı.

Salih Paşa bu kararları hükümete kabul ettireceğini aksi taktirde istila edeceğini belirtti. Meclisi Mebusan'ın toplanması hariç diğer kararlan kabul ettiremedi ve istifa etmedi.



ÖNEMİ

Amasya Görüşmeleri, Temsil Kurulunun İstanbul Hükümeti tarafından hukuki olarak tanındığını göstermektedir.

TEMSİL KURULUNUN ANKARA'YA GELİŞİ 27-ARAL1K-1919

Mustafa Kemal, kurtuluş mücadelesini yönetebileceği, Meclisi Mebusan çalışmalarını yakından izlemek, Batı Cephesine yakın bir merkez bulmak için Ankara uygun görüldü.

Ankara’nın konumu bakımından Anadolu'nun en uygun yerinde olması

Demiryolunun Ankara'ya kadar gelmesi

Muharebe alanlarına yakınlığı Haberleşme imkanlarının uygunluğu sebebiyle Temsil Kurulu 27-Aralık -1919 tarihinde Ankara'ya geldi.

NOT: Temsil Kurulunun Ankara'ya gelmesi ile Ankara, hem Milli Mücadelenin hem de Cumhuriyetin merkezi oldu.



SON OSMANLİ MEBUSAN MECLİSİNİN TOPLANMASI 12 OCAK 1920

• Mebusun Meclisinin toplanması için seçimler yapıldı. Çoğunlukla Müdafaa-i Hukuk taraftarları kazandı.

İngilizler Meclisin savaş kararı alamayacağını düşündüğünden seçimlere müdahale etmediler.

Mustafa Kemal İstanbul'un işgal altında bulunması ve zararlı cemiyetlerin faaliyetleri sebebiyle Meclisin İstanbul'da toplanmasını istemedi. Mustafa Kemal millet vekilleriyle görüşerek, ayrıca beyanname yayınlayarak,

Meclise katılacak milletvekillerine;

a) Mecliste Müdafaa-i Hukuk adıyla bir grup kurmalarını istedi.

( Meclis çalışmalarına ağırlık koymak)

c) Kendisini meclis başkanı seçmelerini istedi.

( Mecliste alınacak kararları yönlendirebilecekti. )

Fakat Mustafa Kemal'in bu istekleri gerçekleşmedi. Müdafaa-i Hukuk grubu yerine ise; Felah-ı Vatan grubu kuruldu.

MİSAK-I MİLLİ 28 OCAK 1920

• Mebusan Meclisi 12- Ocak - 1920'de toplandı. 28- Ocak-1920 'de ise; MİSAK-İ MİLLİ BELGESİ kabul edildi.

KARARLARI

1- Türklerin oturduğu yerler, hiç bir şekilde ayrılık kabul etmez bir bütündür. Arapların oturduğu ve İtilaf Devletleri’nin işgal ettiği yerlerin geleceği, halkın oyları ile belirlenecektir.

( Türk Devleti'nin sınırları çizilmektedir. )

2- Daha önce halkının serbest oyu ile Anavatana katılan Kars, Ardahan ve Batum 'da gerekirse yeniden halk oylaması yapılmalıdır.

(Kars, Ardahan ve Batum ( Evliye-i Selase) daha önce Brest Litows Antlaşması ile ülkemize katılmıştı. )

3- Batı Trakya'nın durumunun belirlenmesi için halk oylaması yapılmalıdır.

4- Boğazlar her türlü tehlikeden uzak tutulmalıdır. Böylece ticaret gemilerinin serbest geçişi mümkün olabilir.

( Boğazların işgaline karşı çıkılmaktadır. )

5- Azınlıkların hakları, çevre ülkelerdeki Müslümanlara tanınan haklar oranında güvenlik altına alınacaktır.

6- Her türlü ekonomik ve hukuki haklarımızı kısıtlayan yaptırımlar kaldırılacaktır.

(Kapitülasyonların kaldırılması ilk defa net olarak istenmektedir. )

SONUÇ

Misak-ı Milli yapılacak barışın hangi şartlara bağlı olacağını vurgulamaktadır. Yeni Türk Devletinin sınırlarını çizmiş ve dış politikayı belirlemiştir.

( İlk tanıyan ülke Sovyet Rusya'dır. ( Moskova Ant. )

İSTANBUL'UN RESMEN İŞGALİ 16-MART-1920

Misak-ı Milli Kararları İngilizleri çok kızdırdı. Hükümete baskı yapıtılar.

Meclisi Mebusan’ı susturmak için İstanbul'u resmen işgal ettiler. Meclisi Mebusan dağıtıldı. Milletvekillerinden bazıları Malta'ya sürüldü. Kaçabilenler Ankara'ya geldi.

Böylece TBMM'nin açılması kolaylaşmıştır.

İstanbul’un işgalinden sonra Temsil Heyeti İstanbul Hükümetini yok saymıştır.

Mustafa Kemal İstanbul'un işgalinden sonra Milli Mücadeleyi padişah adına da yürüttüğünü söyleme imkanı bulmuştur.



TBMM'NİN AÇILMASI 23-NİSAN-1920

Osmanlı Parlamentosu dağıtılınca 23- Nisan-1920'de TBMM açıldı. Egemenliği Millete veren meclis açılmış oldu.

20-OCAK-1921 ANAYASASI

Egemenliğin Millete ait olduğunu ilk defa açıkça ortaya koyar. Kuvvetler Birliği esasına dayanır. ( Yasama, Yürütme ve Yargı)

Hükümet TBMM Hükümeti adını alır.

I. TBMM'NİN YAPTIĞI İSLER

1 - Milli Egemenlik ilkesini açık bir şekilde başlattı.

Yeni Türk Devleti'nin temelini attı.

İç Ayaklanmaları bastırdı. Hıyaneti Vataniye Kanununu kabul etti. İstiklal Mahkemelerini kurdu.

İnönü, Kütahya, Eskişehir, Sakarya muharebelerini ve Büyük Taarruzu yaptı.

İstiklal Marşını kabul etti. (12-Mart-1921)

Yeni Türk Devleti'nin ilk anayasasını kabul etti.

Düzenli Orduyu kurdu.

Sevr Antlaşmasını imza edenleri vatan haini ilan etti.

Saltanatı kaldırdı.

10-Türk Milleti adına antlaşmalar yaptı.

11-Lozan Görüşmelerine ara verilince II. Meclise görevi bıraktı,

( Seçimle yenilendi. 11-Ağustos- İ923'de II. Meclis göreve geldi.

TBMM HÜKÜMETİ İLE İSTANBUL HÜKÜMETİNİN MÜCADELESİ SEBEPLERİ

Meclisin otoritesini yok etmek için İstanbul Hükümetinin kışkırtmaları

Kuva-i Milliyenin disiplinsiz hareketleri

İngilizlerin kışkırtmaları

Azınlıkların ayaklanmaları

Halkın savaştan yıpranmış olması, askere almalarda problemler oluşu Ayaklanmaları dört grupta toplayabiliriz.



A) Doğrudan doğruya İstanbul Hükümetince yürütülen ayaklanmalar

• İngilizler İstanbul ve Marmara'yı ellerindi bulundurmak amacıyla tampon bölge oluşturmak için İstanbul Hükümetini kullanmışlardır.

Anzavur Ayaklanması

Kuva-i İnzibatiye ( Halifelik Ordusu )

B) İstanbul Hükümetinin ve İşgal güçlerinin kışkırtmaları sonucu çıkan ayaklanmalar

Bolu, Düzce, Hendek ve Adapazarı Ayaklanmaları

Yozgat Ayaklanması

Afyon Ayaklanması

Konya ayaklanması

Milli Aşireti Ayaklanması

Diğer Ayaklanmalar (Ali Batı, Şeyh Eşref, Koçkiri, Cemil Çeto )

C) Azınlıkların Çıkardıkları Ayaklanmalar

a) Pontus Ayaklanması b) Ermeni Ayaklanması

D) Kuva-i Milliye taraftarı olup sonradan ayaklananlar

Demirci Mehmet Efe

Çerkez Ethem ayaklananlarıdır. ( Düzenli orduya girmemek için )

TBMM NİN ALDIĞI TEDBİRLER

1 - İstanbul ile her türlü haberleşme kesildi. 2- Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı. ( 29-Nisan-1920 ) NOT: Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile;

İsyanları bastırmak

TBMM 'in otoritesini sağlamak

Askere alma işlemlerinin kolaylaştırılması düşünüldü.

İstiklal Mahkemeleri Kuruldu. ( Üyeleri TBMM'den seçildi. 11-Eylül-1920)

İstanbul Hükümetinin yaptığı her türlü işlem yok sayıldı.

Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi Milli Mücadeleyi öven fetvalar yayınladı.

SEVR ANTLAŞMASI 10 AĞUSTOS 1920

Dünya Savaşından sonra yenilen devletlerle antlaşmalar yapılmış, fakat Osmanlı Devleti ile ateşkes antlaşmasından başka bir antlaşma yapılmamıştı.



KARARLARI

Osmanlı toprakları İstanbul ve Anadolu'nun küçük bir bolümü olarak sınırlanıyordu.

Boğazlar her türlü geçişe serbest olacak ve uluslararası bir komisyon yönetecek İzmir ve Doğu Trakya Yunanlılara verilecek Doğu Anadolu'da Ermenistan ve Kürdistan kurulacak.

Konya, Antalya ve arka tarafları İtalyanlara, Çukurova Fransızlara verilecek. Arap ülkeleri İngiliz ve Fransızlarca bölüşülecek. Kapitülasyonlar bütün aşırılığı ile devam edecek. Osmanlı ordusu 50700 kişi ile sınırlandırılıyordu.

NOT:

Türk ülkesi kesinlikle parçalanıyordu.

Osmanlı Devleti fiilen sona eriyordu.



SEVR ANTLAŞMASINA TEPKİLER

Sevr Antlaşması Kanun-i Esasiye uygun değildi. Çünkü Parlamentonun onaylaması gerekiyordu. Parlamento ise dağıtılmıştı.

TBMM Antlaşmayı imzalayanları vatan haini ilan etti ve Antlaşmayı tanımadığını ifade etmiştir.



DÜZENLİ ORDUNUN KURULMASI

Kuva-i Milliye birliklerinin Yunan ilerleyişini durduramayışı ve halktan zorla malzeme almaları, yeni devletin yeni ve düzenli bir orduya sahip olma gerekliliği sebebiyle düzenli ordu kuruldu.

Bu sebeple Kuva-i Milliye birliklerinin Milli Savunma Bakanlığı emrine verilmesi için düzenleme yapıldı.

İsmet İnönü Batı Cephesi Komutanlığına, Refet Bele ise Güney Cephesi komutanlığına atandı.

NOT: Mustafa Kemal Paşa; " Para vardır veya yoktur. Ama ordu mutlaka olacaktır" demiştir.



KURTULUŞ SAVAŞINDA ERMENİLERLE SAVAŞ VE GÜMRÜ ANTLAŞMASI 3 ARALIK 1920

Brest-Litovsk Antlaşmasından sonra, Türk Ordusu Kafkasların önemli bir bölümünü ele geçirmişti.

Savaş kaybedilip ordumuz Anadolu'ya çekilince ortaya çıkan boşluğu Ermenistan ve Gürcistan doldurdu.

TBMM'si 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir'i tam yetki ile Doğu Cephesi Komutanlığına atadı. Böylece yeni devletin ilk cephesi kuruldu.

Ermeniler yenilince barış istediler.

3- Aralık- 1920 tarihinde imzalanan Gümrü Antlaşmasına göre; Ermeniler işgal ettikleri yerleri boşalttılar. Ermeniler çekilince Gürcistan 'da elinde bulundurduğu Artvin, Ardahan ve Batum'u boşalttılar.

SONUÇ: Gümrü Antlaşması TBMM 'nin uluslararası alanda kazandığı ilk başarı ve imzaladığı ilk siyasal antlaşmadır.

Not: Ermenistan Sovyet Rusya tarafından işgal edildi. Daha sonra Rusya ile Moskova Antlaşması imzalandı. 16-Mart-1921

GÜNEY CEPHESİ ÇARPIŞMALARI

Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra bu bölgeye İngilizler girmiş daha sonra Fransızlara bırakılmıştı.

Bölgede yoğun çarpışmalar oldu.

Düşmana karşı üstün direniş gösteren Antep'e "Gazi, " Maraş'a "Kahraman", Urfa'ya "Şanlı" unvanları TBMM'si tarafından sonradan verildi.

Sakarya zaferinden sonra Fransızlarla yapılan 20- Ekim- 1921 Ankara Antlaşması ile Fransızlar Hatay hariç güney illerimizi boşalttılar.



BATI CEPHESİ MUHAREBELERİ VE SONUÇLARI I. İNÖNÜ MUHAREBESİ 6-10 OCAK 1921

Sebepleri: Daha önce Bursa'yı ele geçiren Yunanlılar Eskişehir'i alarak Ankara'ya ulaşmak istiyorlardı. Çerkez Ethem ayaklanmasını fırsat bildiler.

Sonuçları: Bu zaferle TBMM'ne duyulan güven arttı. Londra Konferansı toplandı. Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalandı.

• İsmet Bey Generalliğe yükseldi.

LONDRA KONFERANSI 23 ŞUBAT - 12 MART 1921

İnönü Zaferi işgalci devletler arasındaki anlaşmazlığı iyice su yüzüne çıkardı. İtalyanların ve Fransızların baskısı ile İngilizler ve Yunanlılar Londra Konferansını toplamaya karar verdiler.

İşgalci devletlere göre işgal bir maceraya dönüşmüştü.

İstanbul Hükümeti ile birlikte Ankara Hükümeti de temsil edildi.

Sadrazam Tevfik Pasa " Söz milletimin asıl temsilcilerine aittir. Bundan dolayı Anadolu Kuruluna söz verilmelidir " dedi.

Osmanlı Sadrazamı yeni devletin Anadolu'da kurulduğunu kabul ediyordu.

Sonuç: İtilaf Devletleri TBMM Hükümetini resmen tanımış oldu.

MOSKOVA ANTLAŞMASI 16 MART 1921

Doğu sınırımız güven altına alındı.

Sovyet Rusya Yeni Türk Devletini tanıdı.

Misak-ı Milliyi kabul etti.

Birinin tanımadığı antlaşmayı diğeri tanımayacaktı.

Not: ilk defa Misak-ı Milli büyük bir devlet tarafından kabul edilmiş oldu.

II. İNÖNÜ MUHAREBESİ 23- 31 - MART -1921

• Londra Konferansı sonuçsuz kalınca İngilizler Yunanlıları yeni bir saldırı için kışkırttılar.

Not: Mustafa Kemal, İsmet Beye çektiği telgrafta " Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz" dedi.

Not: İtalyanlar Anadolu'yu boşaltmaya başladılar.

Not: 30-Mart-1921 'de Anadolu Ajansı kuruldu. TBMM'nin sesi duyuldu.

KÜTAHYA - ESKİŞEHİR MUHAREBELERİ 10 - 24 TEMMUZ 1921

II. İnönü Savaşı'ndan sonra taarruz İçin yeterli gücü olmadığı anlaşılan Türk ordusuna karşı, iyi donatılmış ve üstün sayıda bir kuvvetle saldırılması durumunda başarılı olacaklarına inanan Yunanlılar, taarruza geçerek Afyon, Kütahya ve Eskişehir’i ele geçirmişlerdir. Mustafa Kemal’in emri ile Türk ordusu Sakarya Nehri’nin doğusuna çekilmiştir.

Sebep ve gelişmesi

II. İnönü zaferini kazanan Türk ordusu henüz toparlanmamıştı.

Yunanlılar fırsat bilerek taarruza geçtiler.

Ordu ilk çatışmada başarılı olamayınca, daha fazla kayıp vermemek için Sakarya'nın doğusuna kadar çekildi.

Sonuçları

Yunanlılar Sakarya Nehri'ne kadar olan yerleri İşgal etil.

Halkta ve mecliste bir panik başladı.

Meclisi Kayseri’ye taşıma ve yeniden Kuvay-ı Milliye’ye dönme tartışmaları başladı.

Mustafa Kemal'e karşı muhalefet güçlenmeye başladı.

5 Ağustos’ta Başkomutanlık yasası çıkarıldı.

8 Ağustos'ta Tekalif-i Milliye emirleri çıkarıldı.

İstiklal mahkemeleri yeniden kuruldu.

Türk ordusu geri çekilince Yunanlılar Sakarya'nın Batısı'na kadar ilerlediler.

Eskişehir, Afyon, Kütahya Yunanlıların eline geçti.

Not: Ankara'nın Yunanlıların eline geçmesi tehlikesine karşı Meclisin Kayseri'ye taşınması gündeme geldi. Fakat ordu ve milletin moralini bozar düşüncesi ile bu fikirden vazgeçildi.

BAŞKOMUTANLIK YASASI 5 Ağustos 1921

Muştala Kemal İşleri daha hızlı yürütmek ve bu kötü gidişe son vermek amacıyla meclisten geniş yetkiler İstemiş, 3 aylığına başkomutanlığa atanmıştır. Buna göre yasama, yürütme, İstiklal Mahkemeleri vasıtasıyla yargı yetkisine sahiptir. Birkaç kez uzatılan görev, 1922 Temmuzunda süresiz olarak uzatılmıştır. Cumhurbaşkanı seçilinceye kadar bu görevde kalmıştır.

TEKALİF-I MİLLİYE EMİRLERİ 8 Ağustos 1921

Orduyu Sakarya Savaşına hazırlamak amacıyla halktan son bir kez fedakarlık İstenmiş, elinde bulunan yiyecek ve giyecek maddelerinin yük ve binek araçlarının bir kısmını, silah ve cephane olarak ne varsa hepsini orduya istemişlerdir. İllerde ve İlçelerde vergi komisyonları kurulmuş, vergilerin toplanması ve askerden kaçmaların önlenmesi İçin yeni İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur. Tekalif-i Milliye Emirleri ekonomik bir seferberliktir.

Not: Tekalif-i Milliye Emirleri’ne göre toplanan yardımlar Sakarya Savaşı'na yetişmemiş, daha çok Büyük Taarruzda kullanılmıştır.

İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ 12 MART 1921

Osmanlı Devleti'nin bir milli marşı yoktu. Fakat artık Anadolu'da milliyetçilik ilkesine dayanan yeni bir Türk devleti kurulmuştu. Bu sebeple Kurtuluş savaşımızın ruhunu ve milletimizin bağımsızlık isteğini dile getirecek bir marşın yazılması gerekiyordu. Bu amaçla 1921 yılı başlarında bir yarışma açıldı. Yarışmaya 724 şiir katıldı. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey (Tanrıöver) marşı, ünlü şair Mehmet Akif Beyin (Ersoy) yazmasını istiyordu. Ancak şair Mehmet Akif Ersoy, yarışmada kazanana verilmek üzere konulan 500 liralık ödülü istemediğinden yazmak istemedi. Yarışmada hiç bir şiir milli duygularımızı ifade için yeterli bulunmadı. Bunun üzerine ödülün söz konusu edilmeyeceği bildirildi. Böylece, Kurtuluş Savaşı'nın derin heyecanını benliğinde duyan, Mehmet Akif en güzel şiirlerinden birini yazdı. Kahraman Ordumuza ithaf ederek yazdığı şiir, milli marşımız olarak 12-Mart-1921 tarihinde İkinci İnönü Muharebesinden az önce, mecliste kabul edildi. Böylece Türk Milleti, bağımsız yaşama arzusunu dile getiren bir millî marşa kavuştu.

SAKARYA SAVASI VE SONUÇLARI 23 Ağustos - 13 Eylül 1921

Ordu Sakarya ırmağının doğusuna çekilince TBMM ve halk üzerinde umutsuzluk belirdi.

Mustafa Kemal Paşa TBMM tarafından Başkomutan seçildi. ( 5- Ağustos-1921) Üç ay süre ile de meclisin yetkisini aldı.

Tekalif-i Milliye ( Milli Yükümlülükler) kanunu çıktı. ( 7-8/ Ağustos-1921) Ordunun acil ihtiyaçları karşılanacaktı.

Not: Mustafa Kemal " Hattı Müdafaa yoktur, Sathı Müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı düşman kanı ile sulanmadıkça terk olunamaz" emrini verdi.

Başkomutan Mustafa Kemal emrinde, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak, Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü yönetimindeki ordu büyük bir zafer kazandı. 13-Eylül-1921

Sonuçları

Bu zaferle düşmanın saldırı gücü tükenmiştir.

Yunanlılar savunma düzenine geçti.

TBMM Mustafa Kemal Paşaya oy birliği ile Mareşallik ile Gazilik unvanı verdi. 19- Eylül -1921

Siyasi Sonuçları

1. Kars Antlaşması: (13- Ekim -1921 ) Sovyet Rusya'nın isteği ile TBMM'ne başvuran üç Sovyet Cumhuriyeti (Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan) Kars Anlaşmasını imzaladılar. Moskova Antlaşmasının gözden geçirildiği bu antlaşma ile Doğu sınırımız kesinleşti.

2- Fransa ile yapılan Ankara Antlaşması ( 20- Ekim -1921)

Artık Anadolu'nun işgalinden vazgeçen Fransızlar TBMM ile Antlaşma imzaladılar. Hatay hariç Suriye sınırımız çizildi.

Sonuç: Bu başarılar sonunda ateşkes teklifleri yapıldı. TBMM kabul etmedi.

Not: Sakarya Zaferi ve imzalanan antlaşmalar gösteriyor ki; dış siyasette güçlü ve sözü geçer olmanın, ancak içte de güçlü bulunmakla sağlanabileceği açıklık kazanmıştır.

Not: Yeni Türk Devleti dış ilişkilerde dayandığı temel ilkeleri şöyle açıklamıştı

• Türk yurdunu ele geçirmek isteyenlere karşı sonuna kadar mücadele etmek, bağımsızlığımıza saygı gösterenlerle siyasal ilişkiler kurmak, antlaşmalar yapmak ve barış içinde yaşamaktır.

BÜYÜK TAARRUZ VE SONUÇLARI 26-30 AĞUSTOS 1922

Sakarya zaferinden sonra Yunanlılar savunmaya çekildiler.

Türk ordusu seferberlik hazırlıkları yaptı.

Düşmana kesin darbeyi vurmak ve yurttan atmak amacı vardı.

Meclis Mustafa Kemalin başkomutanlık yetkisini üç ay uzattı. Daha sonra süresiz uzattı.

30- Ağustosta kesin zafer kazanıldı.

Not: Mustafa Kemal Paşa muharebeyi doğrudan doğruya kendisi yönettiği için bu savaşa "Başkumandan Meydan Muharebesi" denmiştir.

" Ordular! ilk Hedefiniz Akdeniz'dir, ileri! " emrini verdi.

6- Türk Ordusu 2 Eylülde Uşak'a, 9 Eylülde İzmir'e girdi. 18 Eylül- 1922'de Batı Anadolu düşmandan temizlendi.



MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI 11 EKİM 1922

Kesin zaferden sonra Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.

11- Ekim-1922'de İngiliz, Fransız ve İtalyan delegeleri Mudanya Mütarekesini imzaladılar. Yunan delegeleri Mudanya'ya geldiler, antlaşmaya katılmadılar. Türk tarafını İsmet Paşa temsil etti.

ANTLAŞMA ŞARTLARI:

Silahlı çatışmalar derhal duracaktı,

Yunanlılar Doğu Trakya'yı boşaltacaklar ve TBMM Hükümeti yönetimine bırakacaklar.

Not: Doğu Trakya savaşsız kazanıldı.

İstanbul ve çevresinde Türk yönetimi kurulacak ve TBMM Hükümeti temsilcisi İstanbul'a gelecek.

TBMM Doğu Trakya'da belli bir miktar asker bulunduracak

5- Anlaşma Devletleri barış imzalanıncaya kadar İstanbul'da kalacaklardı.

Not: Milli Mücadelenin silahlı dönemi sona erdi.

Not: Loyd George ( Loyd Corc hükümeti düştü. )

SALTANATIN KALDIRILMASI 1 KASIM 1922

İtilaf Devletleri Lozan Barış görüşmelerine TBMM'nin yanı sıra İstanbul hükümetini de çağırdılar. Amaçları Türk tarafını bölmekti.

Mustafa Kemal bu kargaşayı Önlemek için fırsatı değerlendirdi.

1- Kasım -1922 'de Saltanat kaldırıldı.

Not: Padişahın Halife sıfatı vardı. İngilizlerin Halifeliğin manevi gücünden yararlanmasını önlemek için Halifelik hemen kaldırılmadı. Hanedan soyundan Abdülmecit Efendi Halife oldu.

Not: Padişah Vahdettin 17- Kasım -1922'de ülkeyi terk etti.





LOZAN ANTLAŞMASI 24- TEMMUZ- 1923

1- SINIRLAR

Suriye Sınırı: Ankara Antlaşmasındaki şekliyle kalacak

Irak Sınırı: Musul meselesi yüzünden antlaşma olmadı. Daha sonra İngiltere ve Türkiye aralarında çözecekti.

Batı Sınırı: Mudanya Ateşkes Antlaşmasında Meriç ırmağı sınır olarak kabul

edilmişti. Lozanda da kabul edildi. Karaağaç Türkiye'ye verildi.

Adalar: Çanakkale Boğazı'nın önünde bulunan Bozcaada ve Gökçeada Türkiye'ye verildi. Yunanistan'ın Türkiye'ye yakın adaları silahsızlandırması öngörüldü.

2- KAPİTÜLASYONLAR

Her türlü Kapitülasyonlar bütün sonuçları ile birlikte kaldırıldı. 3- AZINLIKLAR

Bütün azınlıklar Türk vatandaşıdır. Hiç bir ayrıcalıkları yoktur. Batı Trakya'daki Türkler ile İstanbul'da bulunan Rumlar hariç, Yunanistan'daki Türklerle, Türkiye'deki Rumlar değiştirilecekti.

Not: Lozan'da Türkiye'deki Hıristiyan azınlıkların kendilerine özgü aile hukukları olmasına karar verildi. 17- Şubat 1926 tarihinde kabul edilen Medeni Kanun ile değişti.

4- SAVAŞ TAZMİNATI

I. Dünya Savaşı sebebiyle bizden istenen savaş tazminatından kurtulduk. Yunanistan Kurtuluş savaşında bize açtığı zarara karşılık Karaağacı Türkiye'ye verdi.

5- BORÇLAR

Osmanlı Borçları (Düyunu - Umumiye) Osmanlı Devleti'nden ayrılan devletlerle Türkiye arasında bölüştürüldü.

6-BOĞAZLAR

Boğazlar Türkiye'ye bırakıldı.

Ancak her türlü geçiş serbest olacaktı.

Başkanının Türk olduğu bir komisyon denetleyecekti.

Boğazların iki yakası da askersiz olacaktı.

Boğazların bu statüsü 20- Temmuz -1936 Montrö Sözleşmesi ile değiştirilerek Boğazların kesin hakimiyeti Türk Devletine geçti.

LOZAN ANTLAŞMASININ ÖNEMİ

Yeni Türk Devletinin milletlerarası alanda bağımsız, bütün devletlerle eşit, şerefli bir varlık olduğu kesinlikle tanınıyordu.

Osmanlı Devleti'nin sona erdiği kabul ediliyordu. Lozan Antlaşması halen geçerliliğini korumaktadır.

CUMHURİYETİN İLANI

23 Nisan 1920'de T. B. M. M, si açılınca yeni bir devletin temelleri atılmış oldu. Mecliste görev yapan milletvekilleri seçimle gelmişti.

Fakat devletin şeklinin cumhuriyet olduğu yalnız adının konmadığı görülmekte idi. Devlet başkanı ve hükümet problemi ortaya çıkınca; 29 Ekim 1923'de Cumhuriyet ilan edildi. Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanı, İsmet İnönü Başbakan, Fethi Okyar T. B. M. M. si başkanı oldu.

Cumhuriyetin ilanı ile kabine sistemine geçildi.

Meclis başkanı, devlet başkanı ve hükümet başkanı birbirin den ayrıldı.

Kısmen kuvvetler birliği ilkesi yumuşadı, yargı bağımsız oldu. HALİFELİĞİN KALDIRILMASI: 3-MART-1924

-Halifelik; Yavuz Sultan Selim zamanında 1517'deOsmanlılara geçti. Halifelik makamı ve yetkileri 1921 Anayasası ile T. B. M. M. 'ne bırakıldı.

-Saltanat 1-KASIM-1922'de kaldırılınca, Halifelik;

İngilizlerin halifenin manevi gücünden yararlanmaması,

Halkın tepkisini çekmemek gibi sebeplerle hemen kaldırılmadı.

-Halife olan Abdülmecit Efendi'nin kendisini meclisin üzerinde görmeye başlaması ve yaptığı faaliyetler sebebiyle 3-Mart-1924 tarihinde kaldırıldı.

Aynı gün:

Tevhidi-Tedrisat Kanunu kabul edildi. (Eğitim-Öğretimi birleştirme kanunu)

Şer'iye veEfkaf Vekaleti ile Erkan-ı Harbiye Vekaleti kaldırıldı.

(Erkanı-Harbiye Vekaleti kaldırılmadan önce, Milli Savunma Bakanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı birlikteydi. Yapılan düzenleme ile Genelkurmay Başkanı asker, Milli Savunma Bakanı ise politikacı olmuştur).

(Şer'iye ve Efkaf Vekaleti ise alınan kararların dine uygunluğunu denetliyordu. Şer’iye Vekilliği yerine sadece din işleri ile uğraşmak üzere başbakanlığa bağlı -Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu. Vakıfların idaresini yürüten Efkaf Vekaleti’nin yerine bir genel müdürlük oluşturuldu. )

ÇOK PARTİLİ REJİM DENEMELERİ

HALK FIRKASI 9-EYLÜL-1923'de kuruldu. Daha sonra Cumhuriyet Halk Fırkası adını aldı. Cumhuriyet döneminde kurulan ilk siyasi partidir.

TERAKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI Cumhuriyet Halk Fırkasına karşı muhalefet eden üyeler tarafından kurulmuştur. 17-KASIM-1924

-Ekonomik görüşü; liberalizm'di.

-Parti “dini inançlara saygılıdır" parolasını kullanıyordu.

-Doğu Anadolu'da Şeyh Sait ayaklanması çıkınca Takrir-i Sükun Kanunu çıkarılmıştı. (4-Mart-1925)Bu kanun 'a dayanılarak parti kapatıldı. (3-HAZİRAN-1925) Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurulma aşamasında" Askerlikle-ilişiği olan milletvekillerinin ya askerlikten istifalarını vermeleri, ya da kışlalarına dönmelerine dair" kanun çıkarıldı. (EKIM-1924)

ŞEYH SAİT AYAKLANMASI

13-ŞUBAT-1925 tarihinde başlamış ve kısa sürede Doğu illerimize yayılmıştır.

SEBEPLERİ

-İngiltere’nin Musul meselesini kendi lehlerine çözmek istemesi

-Cumhuriyet rejimine karşı oluşan tepki

SONUÇLARI

-Musul Irak'a bırakıldı.

-Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı.

-Tekke ve zaviyeler kapatıldı.

NOT: İngiltere ’nin amacı; Musul ve Kerkük'te bulunan zengin petrol yataklarına

sahip olmak için, Doğu' da Şeyh Sait ayaklanmasını çıkararak Musul ile Kerkük'ün kuzeyinde bulunan illerimizin Türkiye ’den ayrılmasını sağlamak ve Musul-ile Kerkük arasında bir tampon bölge oluşturmaktı..

MUSTAFA KEMAL PAŞA YA SUİKAST GİRİŞİMİ 16-HAZİRAN-1926

-Mustafa Kemal'in İzmir’e yapacağı gezi sırasında suikast yapılacağı haberi alındı.

-Suikastçiler yakalanır ve cezalandırılır.

Not: İzmir suikastinde parmağı olduğu iddia edilen Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ileri gelenleri suçsuz oldukları anlaşılınca serbest bırakıldılar.

SERBEST CUMHURİYET FIRKASI 12-AĞUSTOS-1930

-1929-1930 yıllarında bütün dünyada büyük bir ekonomik kriz yaşanıyordu.

-Türkiye bu krizden etkilenmişti.

-Mustafa Kemal Paşa Fethi Bey'e yeni bir parti kurmasını tavsiye etti.

-Fethi Bey Liberalizm'i savunuyordu.

-Rejim karşıtları partide yoğunlaşınca Fethi Bey 17-KASIM-1930'da partiyi kapattı.

MENEMEN OLAYI

-Serbest Cumhuriyet Fırkası kapatıldıktan sonra 23-ARALIK-1930'da Menemen olayı çıktı.

-Derviş Mehmet adında bir kişi halkın din duygularını istismar ederek bir ayaklanma başlattı.

-Olayı bastırmak isteyen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay ve bir bekçi şehit oldu. İsyan bastırıldı. İsyancılar cezalandırıldı.

NOT: Serbest Fırka denemesi ve Menemen olayı demokrasi ortamının henüz doğmadığım gösteriyordu. Çok partili rejim denemeleri olumlu sonuçlanmadı. Daha sonra 1946'lı yıllarda çok partili rejime geçildi.

HUKUK ALANINDAKİ İNKILAPLAR

1-Yeni Türk Medeni Kanununun kabulü: 17-ŞUBAT-1926 Medeni kanun İsviçre Medeni Kanun'u Örnek alınarak kabul edildi.

Avrupa'da hazırlanan medeni kanunların en sonuncusudur.

Çeşitli problemlere pratik ve akılcı çözümler getirmesi.

Daha önce çıkan yasalarda görülen aksaklıkların giderilmiş olması sebebiyle örnek alındı

17-Şubat-1926'da kabul edilen ve 4-Ekim-1926'da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu ile:

Birden fazla kadınla evlenme kaldırıldı

Evlenme işlerinin şahitler ve resmi nikah memuru huzurunda yapılması esası getirildi. Resmi nikahtan sonra dini nikah kıyılması serbestti.

Kadın da erkek gibi boşanma davası açabilecek, ancak boşanmaya hakim karar verecekti.

Boşanma halinde kadın ve çocuğun hakları güvenceye alındı.

Miras hukukunda, kadın ve erkeğin eşitliği sağlandı.

Borçlar Kanunu, İsviçre Borçlar Kanunundan alındı. (22-Nisan-1926)

Ceza Kanunu, İtalya'dan alınmıştır. ( 1 -MART-1926)

Hukuk Muhakemeleri Ulusal Kanunu, İsviçre'den alınmıştır. (5- EKİM-1927-Y. GİR. )

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu Alman Kanunundan alınmıştır. (20-AĞUSTOS-1929-Y. GİR. )

2- 20-Ocak-1921 Anayasasının Kabulü:

" Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" ilkesini kabul etmiştir. Yeni Türk Devleti'nin ilk yazılı Anayasasıdır. 23 maddeden oluşan bu Anayasa olağanüstü şartların gerektirdiği acil ihtiyaçları karşılamak için hazırlanmış kısa bir Anayasadır. Kuvvetler Birliği ilkesini ve "Meclis Hükümeti" sistemini benimsemiştir 29-EKİM-1923'de

yapılan bir değişiklikle "TÜRKİYE DEVLETİ'NİN HÜKÜMET ŞEKLİ CUMHURİYETTİR" hükmü eklendi..

3- 20-NİSAN-1924 Anayasası

Bu Anayasa 105 maddeden oluşmaktadır. İkinci Anayasadır. Kuvvetler Birliği ilkesi geçerli, ancak yargı bağımsızdı.

10-NİSAN-1928'de yapılan değişiklikle' Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dini İslamiyet’tir. " Maddesi çıkarıldı, Laik Devlet esasına geçildi.

5-ŞUBAT-1937'deyapılan değişiklikle Atatürk İlkeleri Anayasa girmiştir.



KADIN HAKLARI VE ATATÜRK

Aile, toplum hayatının temelidir. Atatürk, ailenin önemini şu sözlerle belirtmiştir. "Medeniyetin esası, ilerlemenin ve kuvvetin temeli, aile hayatındadır. Bu hayatta yozlaşma, muhakkak sosyal, ekonomik ve siyasi bozulmaya sebep olur. "

Bir başka konuşmamda; "Bugünün anaları için, gerekli özellikleri taşıyan çocuk yetiştirmek, çocuklarını bugünkü hayat için yararlı bir üye durumuna getirmek, pek çok yüksek nitelikleri taşımalarına bağlıdır. Bundan dolayı kadınlarımız hatta erkeklerden daha çok aydın, daha çok feyizli, daha çok bilgili olmak zorundadırlar" diyordu.

Atatürk, kadınların eğitimi konusuna hemen her konuşmasında yer vermiş,

1926 Medeni Kanunu ile kız öğrencilerin yüksek öğrenim ile ilgili imkanlarının gelişmesine katkıda bulunmuş, 1927 yılında bütün ortaokullarda karma eğitim başlatılmıştır. Kadınların okuma-yazma öğrenmelerine de Atatürk büyük ölçüde önem vermiştir. Kadınlarımız Medeni Kanun ile meslek seçme hakkına kavuştular.

Kadınlarımızın siyasi hakları ise;

3-NİSAN-1930 yılında belediye seçimlerine katılma, seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

5-ARALIK-1934 'de milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilmiştir.

NOT: Kadınlarımız, siyasi haklara birçok batılı ülke kadınlarından daha önce kavuşmuşlardır.

EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR

Atatürk "Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğretim sınırları ne olursa olsun, en evvel ve esaslı olarak Türkiye'nin istiklaline, kendi benliğine ve milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir" diyerek eğitim prensibini belirtmiştir.

1-Tevhid-i Tedrisat Kanununun Kabulü ve Medreselerin Kaldırılması 3-MART-1924

Öğretim Birliği Kanunu ile her çeşit eğitim ve öğretim kurumu devlet denetimine geçti.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞINA bağlanan bu kurumların böylece tek elde toplanması sağlandı. Tevhid-i Tedrisat Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra medreseler de kapatıldı. Çünkü, zamanının en ileri öğretim kurumlan olan medreseler, hem canlılığını kaybetmiş, hem de toplum ihtiyaçlarına cevap veremez bir duruma gelmişti.

1926'da Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanun kabul edildi. Buna göre devletin izni olmadan hiç bir okulun açılamayacağı hükmü getirildi. Müfredat programları değiştirildi

Türk Harflerinin Kabulü l-KASIM-1928

Türk Milleti bugüne kadar Göktürk, Uygur, Arap alfabelerini kullanmıştı.

1-Kasım-1928'de Latin Alfabesi kabul edildi. Yeni alfabeyi öğretmek ve eğitimi geliştirmek, okuma ve yazmayı yaygınlaştırma seferberliği başladı. Millet Mektepleri açıldı. 24-Kasım-1928 tarihli " Millet Mektepleri Talimatnamesi" ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Millet Mekteplerinin "BAŞÖĞRETMENİ" unvanını aldı.

24-KASIM-1981'den beri ÖĞRETMENLER GÜNÜ" olarak kutlanmaktadır.

Türk Tarih Kurumu Kuruldu. (1931) Türk Tarihinin Ana hatları isimli eser yayımlandı.

Türk Dil Kurumu Kuruldu. (1932)

Ankara Hukuk Mektebi Açıldı. (1925)

İstanbul'da Darülfünun Kapatıldı ve İstanbul Üniversitesi Açıldı. (1933)

TOPLUMSAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR

1- TEKKE ZAVİYE VE TÜRBELERİN KAPATILMASI

Tekke ve zaviyeler dini yayma ve anlatma amacıyla kurulan kurumlardı.

Zamanla bozulmuşlardır. 30-KASIM-1925'de kapatılmıştır. (Tekkelerin, Zaviyelerin ve Türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklarla bir takım unvanların kullanılmasının yasaklanmasına ve kaldırılmasına karar verildi. )

Din ve devlet büyüklerinin türbeleri daha sonra açıldı. (MEVLANA CELALETTİN, HACI BAYRAM VELİ, HACI BEKTAŞ, FATİH SULTAN MEHMET, YAVUZ SULTAN SELÎM. KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN ) gibi.

2- KIYAFETTE DEĞİŞİKLİK

Atatürk Kastamonu'ya şapka giyerek gitti.

T. B. M. M. ’si 25-KASIM-1925'te "Şapka Giyilmesi Hakkındaki Kanunu kabul etti.

Hangi dine mensup olursa olsun din adamları dini kıyafetleri yalnız ibadet

yerlerinde giyebileceklerine dair kanun 1935'te kabul edildi. (Sadece Diyanet İşleri

Başkanı , Rum ve Ermeni Patrikleri, Hahambaşı ve diğer dini toplulukların din adamları, her zaman dini kıyafette dolaşabilecekti. )

3- SOYADI KANUNU 21-HAZİRAN-1934

Herkes gülünç ve ahlaka aykırı olmamak kaydıyla istediği soyadını seçmekle serbest bırakıldı. (Aynı yıl toplumsal unvanlar kaldırıldı. Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Bey, Beyefendi, Paşa, Hanım, Hanımefendi. )

T. B. M. M. 'si Gazi Mustafa Kemal 'e "ATATÜRK " Soyadını verdi. 24-KASIM-1934

4- TAKVİM SAAT VE ÖLÇÜLERDE DEĞİŞİKLİK

26-ARALIK-1925'te Takvim ve saat değişti. Hicri ve Rumi takvim yerine Miladi takvim, alaturka saat yerine de milletlerarası saat kabul edildi.

20-MAYIS-1928'de milletlerarası rakamlar yürürlüğe girdi. 1935'te de hafta tatili Pazar gününe alındı. 26-MART-1931'de ölçülerde değişiklik yapıldı.









EKONOMİK ALANDA YAPILAN YENİLİKLER

İZMİR İKTİSAT KONGRESİ

17-ŞUBAT-1923'de İzmir’de TÜRKİYE " 1. İKTİSAT KONGRESİ " toplandı.

MİLLİ EKONOMİ İLKESİ kabul edildi.

Bankacılığın Geliştirilmesi Kararı Alındı.

Planlı Ekonomiye Geçildi.





TARIM ALANINDA YAPILANLAR

1-Aşar Vergisi Kaldırıldı. 17-ŞUBAT-1925 Osmanlı döneminde ürün üzerinden alınan Aşar vergisi kaldırıldı. Köylü rahatladı.

TARIM Kredi Kooperatifleri Kuruldu. 1929 Ziraat Bankasından köylüye kredi imkanı sağlandı.

Yüksek Ziraat Enstitüsü Kuruldu. 1933

Tarımda bilimsel araştırmalar yapıldı. Kooperatifçilik teşvik edildi.

Devlet Üretme Çiftlikleri ve Tohum Islah İstasyonları Kuruldu.

1929'da Toprak Reformu yapılmak istendi, fakat başarılı olunamadı.





TİCARET ALANINDA YAPILANLAR

İŞ BANKASI KURULDU. 1924 Özel teşebbüse kredi vermek, Milli Türk Tüccarını desteklemek amacıyla kurulmuştur.

KABOTAJ Kanununun çıkarılması 1 TEMMUZ-1926 Kapitülasyonlarla elimizden çıkan Türk denizlerinde gemi işletme hakkı, yani Kabotaj hakkı Türkiye'ye geçti.

3- Yabancıların kurduğu ticaret işletmeleri satın alınarak millileştirilmiştir.

NOT: Ziraat Bankası Osmanlı Döneminde 1863'de kurulmuştur. 1889' da ZİRAAT BANKASI adını almıştır.





SANAYİ VE MADENCİLİK ALANINDA YAPILANLAR

- Özel girişimi desteklemek için 1926'da Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılmıştır. Fakat bu girişimler başarısız olmuştur çünkü:

Özel sermayenin yetersiz olması

1929 Dünya ekonomik bunalımının çıkması

Not: Bu kanun ile sadece Uşak Şeker Fabrikası ve bir dokuma fabrikası açılmıştır.

Kamu iktisadi teşekkülleri oluşturulmuştur (K. İ. T)

1933 'de kabul edilen I. Beş yıllık kalkınma planı ile Devlet Ekonomiye ağırlığını koymuştur.

Sümerbank ve bağlı 5 kumaş fabrikası açılmıştır.

Beykoz Ayakkabı Fabrikası açılmıştır.

Paşabahçe şişe ve cam fabrikası açılmıştır.

Şeker ve çimento fabrikaları kurulmuştur

İzmit'te kağıt fabrikası kurulmuştur.

Gemlik'te yapay ipek fabrikası açılmıştır.

Daha sonra ilk ağır sanayi atılımı yapılmış ve 1939'da Karabük'te ilk demir-çelik fabrikası kuruldu.

ELEKTRİK VE MADEN işleri için 1935'de ETİBANK ve aynı gün kurulan

MADEN TETKİK VE ARAMA ENSTİTÜSÜ (MTA) ise Maden aramakla görevlendirilmiştir.

• Ayrıca bu dönemde Türkiye Emlak Kredi Bankası(1936), Denizbank(1937), Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu(1938)... gibi önemli kuruluşlar kuruldu.

BAYINDIRLIK VE ULAŞIM ALANINDA YAPILANLAR

• Osmanlı Dönemindeki demir yollarına ilaveten yenileri yapıldı. Karayolları, limanlar ve şehirlerin imarına girişildi.

SAĞLIK ALANINDA YAPILANLAR

• Cumhuriyetten önce kurulan ilk TBMM Hükümeti'nin Sağlık Bakanlığı vardı. Öncelikle sıtma ve frengi ile savaşta başarı kazanıldı.





ATATÜRKÇÜLÜK VE TÜRK İNKILABININ DAYANDIĞI TEMEL İLKELER

Atatürk İlkelerinin oluştuğu ortam ve özellikleri:

Osmanlı Devleti'nde yönetim 19. Yüzyılın sonlarına doğru kurumları itibariyle bozulmuştu. Buda yenileşme ihtiyacını ortaya çıkardı.

Atatürk ilkeleri, Türk vatanını parçalamak, Türk milletinin yok edilmek istendiği bir dönemde uygulanmaya başlandı.



Atatürk ilkelerinin ortak özellikleri

Atatürk ilkeleri, Türk Milleti'nin ihtiyaçlarından doğmuştur.

Bir bütünü oluştururlar. Birbirinden ayrılmaz

Atatürkçü düşünce sistemini meydana getirir.

Atatürk ilke ve inkılaplarının dayandığı esaslar:

Milli tarih şuuru, vatan ve millet sevgisi

Milli Dil

Bağımsızlık

Milli Egemenlik

Milli Kültür

Çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkma

Akılcılık "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" prensibi

Türk Milliyetçiliğine inanmak ve güvenmek

Milli birlik ve beraberlik, ülke bütünlüğü

Barışçılık "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh "prensibi

TEMEL İLKELER

CUMHURİYETÇİLİK İLKESİ

Türk ulusunun yaradılışına ve karakterin en uygun idare Cumhuriyet idaresidir. Bugünkü hükümetimiz, doğrudan doğruya ulusun kendi kendine, kendiliğinden yaptığı

bir devlet teşkilatı ve hükümetidir ki, onun adı Cumhuriyet’tir. Artık hükümetle Ulus arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Yönetim halk, halk yönetim demektir. (Nutuk, Cilt 3, s. 76 Cilt 2, s. 230)



MİLLİYETÇİLİK İLKESİ

Biz doğrudan doğruya Milliyetperveriz, Türk Milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı Türk toplumumuzdur. Bu toplumun fertleri ne kadar Türk kültürü ile dolu olursa, o topluma dayanan Cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur. (İlk öğretim, Cilt: 4, s. 6)

“Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu ve Trakyalı hep bir soyun evlatları ve aynı cevherin damarlarıdır. (Atatürk Diyarbakır’da 1923, Sayfa: 4)



HALKÇILIK İLKESİ

Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk halkına Türk Milleti denir (Atatürk ve Atatürk İlkeleri Yavru, S. 13) Türkiye halkı, ırkça, dince ve kültürce ortak, birbirlerine karşılıklı saygılı ve fedakarlık hisleriyle dolu, kaderleri ve menfaatleri müşterek olan bir toplumdur. (3. 1922 Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt: 1, Sayfa: 221)

LAİKLİK İLKESİ

Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz bir milletin devamına imkan yoktur. Yalnız şurası var ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz bu vaziyete karşıyız ve buna müsaade etmiyoruz. (Atatürk’ün Hususiyetleri, Kılıç Ali, Sayfa: 116)

DEVLETÇİLİK İLKESİ

Bizim takibini uygun gördüğümüz devletçilik prensibi bütün üretim ve dağıtım araçlarını fertlerden alarak Milleti büsbütün başka esaslar içinde düzenlemek amacını güden, özel ve kişisel ekonomik teşebbüse ve faaliyete meydan bırakmayan sosyalizm prensibine dayalı kolektivizm, komünizm gibi bir sistem değildir. (Atatürk’ten Yazdıklarım, Afet İnan, Sayfa: 66-67)

İNKILAPÇILIK İLKESİ

Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen modern ve bütün anlam ve biçimi ile uygar bir toplum haline getirmektir. İnkılabımızın asıl hedefi budur. Bu gerçeği kabul etmeyen zihniyetleri darmadağın etmek zorunludur. (Atatürk, 1925, Kurtuluş ve Sonrası, A. Doğan, Sayfa 165)





BÜTÜNLEYİCİ İLKELER

Milli Egemenlik

Milli Birlik ve beraberlik

Özgürlük ve Bağımsızlık

Yurtta Sulh, Cihanda sulh

Çağdaşçılık ve Batılılaşma, İnsan ve İnsan sevgisi

Akılcılık-Bilimsellik



ATATÜRK DÖNEMİNDE TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN DIŞ POLİTİKASI

1- Atatürk'ün dış politika ilkeleri:

2- Milli bağımsızlığımıza saygı gösteren ülkelerle dost geçinmek, düşmanlara karşı dikkatli olmak

Dünya barışına katkıda bulunmak, barışçı politikalar takip etmek

3- Yurtta Sulh, Cihanda Sulh

NÜFUS MÜBADELESİ (Değiş- Tokuş)

Lozan'da İstanbul'daki Rumlar ile Batı Trakya'daki Türkler dışındaki Türk ve Rum nüfusun değiştirilmesi öngörülmüştü.

• Yunanistan Mondros Mütarekesinden önce İstanbul'a gelmiş olan Rumlarında. İstanbullu sayılmasını istiyordu.

NOT: Yunanistan'ın amacı İstanbul'da daha çok Rum bırakmaktı.

• Türk tarafı ise "yerleşmiş" (Etabli) deyiminin kendi kanunlarına göre kabul edeceğini bildirdi.

Konu Adalet Divanına götürüldü. Divanda çözülemedi.

Önce Yunanistan Batı Trakya'daki Türklerin mallarına el koydu.

İki taraf da savaş noktasına geldiyse de anlaştılar. 1926

Nüfus mübadelesi 1930'da gerçekleşti.

• Yunan Başbakanı Venizelos 'un Türkiye’yi ziyaretinden sonra Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk dönemi başladı.

NOT: Türk Yunan ilişkileri 1954yılına kadar dostluk çerçevesi içinde kaldı. 19S4'te Yunanistan 'in Kıbrıs 'ı ele geçirmek istemesi üzerine ilişkiler tamamen bozuldu.

SONUÇTA: Doğdukları yer ve geldikleri tarih ne olursa olsun İstanbul'daki Rumlarla Batı Trakya'daki Türklere Etabli " Sürekli oturan " sıfatı verilecekti.

YABANCI OKULLAR MESELESİ

Lozan'da yabancı okulların denetimi Türkiye'ye bırakıldı.

Bu okullar Türk kanunlarına uyacaklardı.

Türk Hükümeti, yabancı okullarda Türkçe, Türk Tarihi ve Coğrafya derslerinin Türkçe ve Türk öğretmenler tarafından okutulmasına karar verdi, 1926'da bir tüzük yayınladı.

Bazı okullar buna uymak istemediler.

Diğer ülkelerden müdahale istediler. Türkiye bunu iç meselesi saydı.

Hükümet kararlarına uymayan okullar kapatıldı, diğerleri uydular.

NOT: Bugün sayıları 63 civarında olan yabancı okullarda Tarih, Türkçe ve Coğrafya dersleri Türk öğretmenler tarafından ve Türkçe okutulmaktadır. Türk müfettişler tarafından-denetlenmektedir.

TÜRKİYE'NİN MİLLETLER CEMİYETİNE GİRİŞİ 1932

Wilson ilkelerine göre I. Dünya savaşından sonra kuruldu.

Türkiye'nin dış problemlerini barışçı yollarla çözmesi üzerine, Cemiyet-i Akvam Türkiye 'yi üyeliğe davet etti.

18-Temmuz-l932 tarihinde Türkiye Milletler Cemiyeti'ne (Cemiyet-i Akvam) üye oldu.

IRAK SINIRI VE MUSUL MESELESİ 5-HAZİRAN-1926

Mondros Mütarekesinden hemen sonra İngilizler Musul'u işgal etti.

Lozan’da çözümlenememiş ve sonraya bırakılmıştı.

1924 'de başlayan görüşmelerden sonuç alınamadı,

Türkiye ve İngiltere savaş hazırlıklarına başladı.

13-Şubat-1925 'de doğuda Şeyh Sait ayaklanması çıktı.

4-Mart -1925’de Takrir-i Sükun (Huzur ve güvenliği sağlama) kanunu çıkarıldı. Ayaklanma bastırıldı.

• 5-Haziran -1926'da İngiltere ile Ankara Antlaşması imzalandı. Sınır bu günkü şekilde çiziliyor, Musul Irak topraklarında kalıyordu.

NOT: Antlaşmaya göre; Irak hükümeti, petrol üzerine konan vergi gelirinden kendi payına düşecek miktarın yüzde onunu 25 yıllık bir süre için Türkiye'ye vermeyi kabul ediyordu.





BALKAN ANTANTI 9 ŞUBAT 1934

1933 yılında İtalya ve Almanya'nın güçlenmesi Balkan devletlerini birbirlerine yaklaştırdı. Çünkü; İtalyanların Balkanlar, Almanya'nın da Doğuda çıkarları vardı.

Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya bir araya gelerek Balkan Paktını kurdular. 9-Şubat-1934

• Bu Pakt ile bu devletlere ait sınırlar güvenlik altına alınıyordu.

Not: (1) Yunanistan ile ilişkileri iyi olmayan Bulgaristan Balkan Paktına alınmadı.

Not: (2) Yugoslavya'nın ayrılması ile Pakt dağıldı. (Almanya ve İtalya'nın baskısı ile Yugoslavya'nın Bulgaristan ile anlaşma yapması ve savaş ortamının problemleri sebebiyle)





SADABAT PAKTI 9-TEMMUZ-1937

İtalya'nın Ortadoğu üzerindeki emellerinin artması üzerine Türkiye -İran, Irak, Afganistan arasında yakınlaşma doğdu.

Bu devletler 1937'de Sadabat Paktını kurdular.

Not: (l)Bu Antlaşma ile Türkiye doğu ve güney sınırlarını güvenlik altına almıştır.

MONTRÖ SÖZLEŞMESİ 20 TEMMUZ 1936

Lozan'da Boğazlar komisyonu milli hakimiyetimizi sınırlamıştı.

Türkiye geçişi denetleyemiyor ve asker bulunduramıyordu.

İtalya'nın Habeşistan'a saldırması, Almanya'nın Versay ile askersiz olması gereken Ren bölgesine asker sokması ve dünyanın savaş ortamına sürüklenmesi üzerine Milletler Cemiyeti'ne başvurdu.

• 20-Temmuz-l936 'da ilgili devletlerle yapılan Antlaşmaya göre:

Boğazlar Komisyonu kaldırıldı.

Türk askeri askersiz bölgeye girecek.

Boğazlar Türk Devletine verildi.

• Ticaret gemileri serbestçe geçecek, ancak askeri gemilerin geçişi sınırlandırılacaktı.

• Savaş sırasında Türkiye Boğazları kapatabilecekti.

• Herhangi bir anda Karadeniz'de bulunabilecek ve Karadeniz'de kıyısı olmayan devletlerin donanmalarına ait savaş gemileri zaman ve ağırlıkları bakımından sınırlandırıldı. Ayrıca, Boğazlardan geçecek savaş gemileri için önceden Türk Devletinden izin alınacaktı. Böylece, boğazlar üzerindeki Türk egemenliği kayıtsız şartsız kabul edildi.

Sözleşme; Fransa İngiltere, Yugoslavya, Romanya, Yunanistan, Sovyetler Birliği ve Türkiye tarafından imzalandı

NOT: (1) Montrö Sözleşmesi ile Türkiye Doğu Akdeniz'de güçlenmiş, milletlerarası dengede önemli bir konuma gelmiştir.

NOT: (2) Görüşmelerde Rusya direnmiş, İngiltere ise Almanya ve İtalya'nın güçlenmesi sebebiyle Türkiye'nin yanında yer almıştır.

HATAY MESELESİ VE HATAY'IN ANAVATANA KATILMASI

1921 Ankara Antlaşması'nda Hatay ve İskenderun için özel bir yönetim kabul edilmişti.

Fransa 1936'da Suriye ve Lübnan üzerindeki manda yönetimini kaldırınca Türkiye müdahale ederek Hatay 'in durumunun belirlenmesini istedi.

• Hatay'ın geleceğinin belirlenmesi için halk oyuna başvuruldu. Halkoylaması Milletler Cemiyeti gözetiminde yapıldı.

2-Eylül-l 938 'de Bağımsız Hatay Devleti kuruldu.

Tayfur Sökmen ilk cumhurbaşkanı oldu.

Daha sonra Hatay, kendi Millet Meclisinin aldığı bir kararla TÜRKİYE'YE katıldı. 29-Haziran-1939

NOT: (1) TBMM (si Hatay'ın Anavatana katılışını 30-Haziran-1939'da onayladı. 7-Temmuz-1939'da çıkarılan bir kanunla Hatay'ın il olması sağlandı.

NOT: (2) Atatürk'ün hayatının son aylarını büyük bir üzüntü ile geçirmesine sebep olan Hatay meselesi onun dahice siyaseti sayesinde çözümlendi.

NOT: (3) Hatay'ın Anavatana katılması olayında Fransa, Türkiye lehine ılımlı davranmıştır. Bunda Almanya'nın yayılmacı politikalarının etkisi olmuştur.


kaynak: kpssdershanesi.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder